ANA SAYFA

ANA SAYFA


ANA SAYFA


Buralardan ve dünyadan savaşkarşıtlarıyla ilgili her türlü haberi, sitemizdeki yenilikleri, siteyle ilgili duyuruları sizlere buradan duyuracağız.

Aşağıda bu bölümdeki dökümanların ilk 80'i görüntülenmektedir. Arşivdeki dökümanlar için lütfen arama yapınız
Toplam döküman : 658

Sonraki20>


''Baskıyı durdurun, o haber yanlış!'' 28-07-2010
İsrailli vicdani retçi Shir Regev'e 3. h. 20-07-2010
''Bir oğlum daha var, onu askere gönderm. 19-07-2010
Paşalar konuştukça, yoksul çocukları ölü. 12-07-2010
Barış için Vicdani Red Platformu'ndan Ey. 09-07-2010
Dağlık Karabağ: Vicdani Retçi Mirzoyan'a. 09-07-2010
İki Çocuk Babası Şendoğan Yazıcı Vicdani. 26-06-2010
Onlar savaşa jetlerle gitsinler, Biz ba. 25-06-2010
Askeri Operasyonlar Çözüm Değildir! Aske. 21-06-2010
Kürt Vicdani Ret İnisiyatifi: Askere Git. 21-06-2010
''318'' davasında, İHD Şube Başkanı da d. 18-06-2010
''Askeri Operasyonlar Çözüm Değildir'' 18-06-2010
Aydemir. 'Sistemin boğazına kaçmış bir s. 09-06-2010
Vicdani retçi Enver Aydemir'in basın açı. 09-06-2010
''Çocuklarınızı bu ölüm tarlasına sürmey. 08-06-2010
Vicdani retçi Enver Aydemir'e ''çürük''. 08-06-2010
Barış İçin Vicdani Red Platformu: ''Kaç. 07-06-2010
''Ben kimsenin askeri olmak istemiyorum'. 07-06-2010
Vicdani retçi Enver Aydemir derhal serbe. 03-06-2010
''Kışlaların içinde gençlerin, dışında ç. 31-05-2010

Sonraki20>
''Lefkoşa’da militurizm''
20-05-2009   Benim de söyleyecek sözüm var!  İlgili diğer dökümanlar

"Barış içerisinde kardeşçe yaşabileceğimiz günleri görebilmemiz için işe bu ordulardan kurtulmakla başlamalıyız ki bir daha bizlere savaşın acılarını yaşatmasınlar. Adamızdan giden her silah her asker bize barış, huzur, yemyeşil bir çevre ve güven sağlayacak, buna inanıyoruz ve bu yüzden mücadele etmeye devam edeceğiz"
"Daha önce Türkiye’deki savaş karşıtı ve anti-militarist aktivistlerin İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirdiğine benzer bir etkinlik Lefkoşa’da yapıldı. Militarizmin “mili”si ve turizmin de eklenmesi ile oluşan militurizm, ismine yakışır şekilde Lefkoşa’nın her iki yanında gerçekleştirildi"
Redciler Harbiye Orduevi önündeydiler...


Vicdani Retle ilgili etkinlikler tamamlandı

Vicdani Ret İçin Avrupa Bürosu (European Bureau for Conscientious Objection – EBCO) yıllık toplantısı, Kıbrıs, Rusya, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, Sırbistan, İngiltere ve Yunanistan’dan temsilcilerin katılımlıyla 16 Mayıs’ta Lefkoşa’da gerçekleştirildi.
Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı KTÖS Lokalinde yapıldı…
Toplantıda Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki vicdani ret hakkı, anti-militarist mücadele, barış ve çatışmaların çözümü konusunda sürdürülen çalışmalar değerlendirildi, yeni sekretarya üyeleri belirlendi. EBCO Kıbrıs temsilcisi Murat Kanatlı da Başkan yardımcılığına seçildi. EBCO Başkanlığına Gerd Greune ve Genel Sekreterliğe Alexia Tsouni de yeniden seçildiler...
Bu arada toplantı nedeniyle ülkede bulunan Avrupa’nın çeşitli yerlerinden Vicdani Ret örgütü temsilcileri adanın kuzeyinde ve güneyinde düzenlenen açık oturumlara da konuşmacı olarak katıldı...

Kıbrıs’ta Vicdani Ret etkinlikleri
Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi’nin koordine ettiği etkinliklerden ilki 15 Mayıs tarihinde saat 19:00’da Lefkoşa’nın güneyinde, Kıbrıs Üniversitesinde gerçekleşti. Açık oturumda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uyguladığı Vicdani Ret yasal düzenlemesi üzerine EBCO Başkanı Gerd Greune, EBCO Genel Sekreteri ve Uluslararası Af Örgütü Yunanistan Seksiyonu aktivisti Alexia Tsouni konuşmacı olarak katıldı. Açık oturumda ayrıca sorular da yanıtlandı.
16 Mayıs Cumartesi günü ise saat 19:30’da KTÖS Lokalinde yine Gerd Greune ve Alexia Tsounia’nın konuşmacı olarak katıldığı “uluslararası antlaşmalarda insan hakları ve vicdani ret” başlığı ile bir açık oturum düzenlendi. Açık oturumda ayrıca Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi adına Murat Kanatlı Kıbrıs’ın kuzeyindeki son durumu değerlendiren bir de sunum yaptı…
15 Mayıs, Cuma günü yine etkinlikler çerçevesinde Türkiye’nin genç ve sevilen gruplarından Bandista’nın (www.tayfabandista.org) konseri de kalabalık bir gençlik topluluğunun katılımı ile Coşkuner Beer Garden’da gerçekleşti… Bandista grubu gece boyunca sevilen parçalarını seslendirdi, hem uluslararası delegasyon, hem de Kıbrıs’ın her iki yanından ve üniversitelerde okuyan gençler başta olmak üzere çeşitli yaş kuşağından katılımcılar bu parçaların bazılarına eşlik etti…

Lefkoşa’da militurizm
17 Mayıs, Pazar günü ise “Lefkoşa’da militurizm” gerçekleştirildi. Daha önce Türkiye’deki savaş karşıtı ve anti-militarist aktivistlerin İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirdiğine benzer bir etkinlik Lefkoşa’da yapıldı. Militarizmin “mili”si ve turizmin de eklenmesi ile oluşan militurizm, ismine yakışır şekilde Lefkoşa’nın her iki yanında gerçekleştirildi.
Etkinliklerle ilgili ilk durak ASAL şube önüydü. Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi aktivistleri ve uluslararası delegasyonun katılımı ile gerçekleştirilen ilk açıklamada Kıbrıs’ın iki tarafındaki durumun kabul edilmediği ve ayrımsız ve uluslar arası standardlarda vicdani ret hakkının tanınması talep edildi. Daha sonra az ötedeki Kıbrıs Türk alayına ait “Mehmetçik Gazinosu” önüne yürüyen gruba Kıbrıslı aktivistler, Kıbrıs’taki mevcut askeri yapılar ile ilgili bilgi verdi. Daha sonra ise İnisiyatifin hazırladığı açıklama burada okundu. Bu açıklamanın aynısı daha sonra gidilen Yunan Alayı (ELDIK) Subay Gazinosu önünde de okundu. İki askeri bina önünde okunan açıklama şöyleydi:

“SİLAHLARIN İŞGALİ
Silahların işgali altında yaşıyoruz. Adamızı ikiye bölen orduların askerlerinin çizmeleri altında umutlarımızı ezmeye çalışıyorlar. Kardeşçe yaşabileceğimiz ülkemizde bizleri kavga ettiren orduları temsil eden binaların önündeyiz.
Adamıza geldikleri günden itibaren korku dolu yıllar yaşamaya başladık. Kendi ülkelerinin vahşi cuntalarını başımıza bela ettiler. Kendi oyunlarıyla önce bizleri kavga ettirdiler sonra da bizleri korumak için silahlarla, tanklarla müdahale ettiler. Sadece askeri müdahalelerle uğraşmayan bu ordular, siyasi oyunlarla her yerde söz sahibi oldular. Eğitim sistemine, barış görüşmelerine, televizyon kanallarına apoletli eli silahlı temsilcilerini yerleştirdiler. Nasıl yaşayacağımızı denetliyorlar, hayatımızın içerisinde ellerinde silahlarıyla nöbet tutuyorlar.
Yüzlerce kilometre toprağımız başka ülkelerin askerlerinin tatbikat ve savaş alanı oldu. Barış içinde yaşamayı umduğumuz cumhuriyetimizi koruma bahanesiyle garantör olan ülkelerin saldırılarıyla, kışkırtmalarıyla acı dolu yıllar yaşadık. Bizleri öldüren makineleri adamıza getirdiler. Kendi getirdikleri silahların yetmeyeceğini düşünen bu “koruyucular”, buradaki çetelere ölüm makineleri sağladılar, onları eğittiler ve savaştırdılar. Daha ilk geldikleri günden bugüne, özgürlük ve barış için mücadele eden insanlara karşı suikastlar düzenlediler ve halen baskılarla, tehditlerle bizlere saldırmaya devam ediyorlar.
Askeri tatbikatlarla, resmi törenlerle varlıklarını devamlı hatırlatan bu faşist orduların artık adamızdan gitmesinin vakti geldi.
Silahların koruyacağı insanlar ve doğa ne kadar güvende olabilir? Doğayı tehdit eden bu silah depoları bir an önce ülkelerine geri gönderilmeli, hatta yaşanan bütün acılara, günahlara karşılık bütün bu silahlar ellerinden alınıp imha edilmeli.
Barış için gerekli olan her şeyi kendi ellerimizle inşa etmeliyiz. Silahların gölgesinde bir barış bizleri yine acı günlere götürecektir. Çözüm görüşmelerinin yapıldığı bu günlerde umutlarımızı yükseltmek, barışa bir adım daha yaklaşabilmek için “kurtarıcılarımızdan” kurtulmamız, garantörlerden vazgeçmemiz gerekiyor. Tüm adada militarizmin hakim olduğu her yerde barış için mücadelelerimizi yükseltmemiz, çözüm istemeyenlerin hoşlarına gitmese de bizleri güzel günlere götürecektir.
Barış içerisinde kardeşçe yaşabileceğimiz günleri görebilmemiz için işe bu ordulardan kurtulmakla başlamalıyız ki bir daha bizlere savaşın acılarını yaşatmasınlar. Adamızdan giden her silah her asker bize barış, huzur, yemyeşil bir çevre ve güven sağlayacak, buna inanıyoruz ve bu yüzden mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Açıklamadan sonra kapıda nöbet bekleyen askere bir karanfil sunularak yürüyüşe devam edildi…
Grup daha sonra TMT Müzesinin de olduğu Mücahitler Sitesi önüne yürüdü. Burada Kıbrıslı aktivistler Kıbrıs’taki 1950’lerin ortasında kurulan EOKA ve TMT isimli paramiliter örgütlerle ilgili açıklamalarda bulundular. Site önünde fotoğraf çekilmemesi konusunda polisin tacizleri sonucu İnisiyatif aktivistleri gruba, sokağında fotoğraf çekilemeyen bir coğrafyada yaşadıklarının bilgisini verdiler ve Kıbrıs’ın kuzeyinin yüzde 90’ının askeri bölge oluğunu belirterek fotoğraf çekerken eğer mümkün olursa(!) askeri bölgeleri çekmemeleri konusunda uyardılar.
Daha sonra ise İnisiyatifin hazırladığı başka bir açıklama daha burada okundu. Bu açıklamanın aynısı daha sonra gidilen ve adı Ulusal Mücadele Müzesi olan EOKA müzesi önünde de okundu. Açıklama şöyleydi:



“UTANÇ SEMBOLLERİ
İnsanlık ve adamız için utanç sembollerinden birinin önündeyiz.
Bu utanç sembollerinden sahte kahramanlık hikayeleri yaratan sistem, beyinlerimizi yıkamaya çalışıyor. Silahların hayallerimizi çaldığı yıllarda bizleri öldüren bu çeteleri, ne Kıbrıslılar ne de insanlık asla affetmeyecek. Adamızdaki hiçbir resmi Tarih kitabının yazamadığı acı gerçeği de unutmamak gerek. Bu çeteler sadece karşı taraf olarak gördüklerini değil, kendi dillerini konuşan insanları da vahşice öldürdüler. Çünkü onlara ihanet etmişlerdi, evet, silahlara, tanklara, bombalara ihanet ettiler ve barış istediler. Onlara hain dediler, gözlerini kırpmadan vicdansızca cinayet işlediler. Ama bizlerin vicdanı var ve bizler kol kola öldürülen Derviş Ali Kavazoğlu ve Mişaulis gibi savaşa ve ölüme ihanet ediyoruz. İsyan ediyoruz, birbirimize düşman olmamız gerektiğini söyleyenlerin karşısına dikiliyoruz ve hesap soruyoruz; Başka ülkelerin amaçları ve kendi küçük hesapları için insan öldürenler değil midir asıl hain olanlar? Hem de insanlığa ihanet ettikleri için hain değil midirler?
NATO’nun çıkarları için Yunanistan EOKA’yı doğurdu, Türkiye’ de TMT’yi ve 1950’li yıllarda ana şefkati gördük. Silahlar analarından geldi, eli kanlı katiller anavatanlarında eğitildi, omuzlarında yıldızlarıyla ölüm hocaları ülkemize gelip dersler de verdiler. Onlardan duyduk, öğrendik bütün bunları, inkar etmediler tam tersi övündüler. Kendi yaptıkları vahşetleri Tarih kitaplarına yazamayanlar, anavatanlarının bu yardımlarını gururla, kibirle anlattılar. Sokakta oyun oynayan, okulunda ders yapan çocukları öldürdüler. İşte tam da bu yüzden çocuklar okul gezilerinde buralara getirilmesin artık, tam da bu yüzden oyuncak silahları da olmasın artık, çocuklar mermilerle hiç tanışmasın.
Bizler hayatı savunuyoruz, ölümü değil. Silahların gölgesinde hayatımızı sürdürmek değil, silahları gömmek istiyoruz. İsyanımız bu yüzden. Ne birileri bizlere silahlar versin ne de biz birbirimizi öldürelim, bütün istediğimiz bu. Artık birbirimizi nasıl öldüreceğimizin bizlere öğretilmesini istemiyoruz. Ellerimizde çiçeklerle, boyun eğmeden, başımızı silahların namlularına uzatıyoruz. Başımızı ne kadar dik tutarsak, adamızı silahlardan, savaştan ve tabi ki ölümden o kadar uzak tutacağımızı biliyoruz.”

Açıklamadan sonra kapı önüne bir karanfil bırakılarak yürüyüşe devam edildi…

Buradan Ledra Caddesindeki geçiş noktasına gelen gruba yine bölgedeki askeri birliklerin tarihsel durumu ve ateş-kes hattı ile ilgili bilgiler verildi.
Daha sonra Lefkoşa’nın güneyine geçen grup önce “Berlin 2” restorantın arkasında duran Kıbrıslı Rum askerinin beklediği nöbetçi noktasına gitti. Burada da açıklamalarda bulunuldu. Açıklamada Kıbrıs’ta absürt şeylerin var olduğu belirtilerek, “dışarıda yemek yenirken 10 metre ötenizde birileri nöbet tutabiliyor, 2003 sonrası kapılar açıldıktan sonra bu asker yüzünü kuzeye dönüp “düşman” gözlerken, arkasında, 10 metre ilerisinde Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar kebap yiyebiliyor” denerek gruba Kıbrıs’ta yaşanan anomalilerle ilgili çeşitli bilgiler verildi.
Grup burada da RMMO askerine karanfil vererek yoluna ateşkes hattı boyunca devam etti. Solomu Meydanını geçerek ELDIK Subay Gazinosuna gelen gruba yine Kıbrıs’taki ordular ve özellikle ELDİK’in Kıbrıs’taki silahlı çatışmalardaki rolü üzerine bilgiler verildi. Sonrasında ise daha önce kuzeyde de okunan “silahların işgali” başlıklı açıklama okundu. Grup daha sonra yürüyüşünü sürdürdü ve Başpiskoposluk sarayı yanındaki adı Ulusal Mücadele Müzesi olan EOKA müzesinde yürüyüş tamamlandı. Burada yine 1950 ve 60’larda yaşananlar ve bunda EOKA ve TMT örgüt üyelerinin rolleri üzerine bilgiler verildi. Bilgi verilmesinden sonra da TMT müzesi önünde okunan “Utanç sembolleri” başlıklı açıklama burada da okundu.
Yürüyüş bu açıklamalarla sona erdi…

Savunma Bakanlığı ile EBCO’nun toplantısı
18 Mayıs’ta ise EBCO Başkan, Genel Sekreter ve Başkan yardımcıları ve Kıbrıs temsilcilerinden oluşan bir heyet Kıbrıs Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı yetkilileri ile toplantı yaptı. Toplantıya Vicdani Ret taleplerini değerlendiren komitedeki askeri yetkili de katıldı. Toplantıda EBCO yetkilileri uluslararası standartlarla ilgili bilgi verdiler, Kıbrıs’ta uygulanan yasal prosedür ve uygulamaları üzerine bilgi aldılar. Uluslararası standartlara göre başvurunun sivil bir kuruma ve tüm üyeleri sivil olan bir komiteye yapması, vicdani ret başvurusunun sübjektif kriterlerle değerlendirilmemesi yani kimsenin vicdani değerlerini başkasının test etmemesi ve alternatif hizmetin tamamen sivil olması ve cezalandırma niteliği taşımaması gerektiği yetkililere hatırlatıldı. EBCO sekretaryası Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki yasal prosedürün bu yönü ile Avrupa Konseyi standartlarının çok gerisinde olduğunu belirttiler. Sekretarya ayrıca geçen sene Atina toplantısı sırasında hazırlanan ve Kıbrıs Cumhuriyeti Elçiliğine de bırakılan açıklamanın bir kopyasını da yetkililere sundular.
Hatırlanacağı gibi bu açıklama 11 Nisan 2008 tarihinde Atina’daki Türkiye Büyükelçiliği ve Kıbrıs Büyükelçiliği ile Yunanistan Başbakanlığına sunulmuştu.
Ortak açıklama şöyleydi:

“Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye Vicdani Red Hakkı İle İlgili Uluslararası Standartları Tanımalı
Avrupa’nın birçok ülkesinden, geçen hafta sonu Atina’da toplanan Vicdani Red ve İnsan Hakları örgütlerinin temsilcileri, Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye’yi vicdani red hakkını Avrupa ve uluslararası standartlar düzeyinde tanımaya çağırdı.
Temsilciler vicdani red hakkının Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin de aralarında bulunduğu birçok uluslararası örgüt tarafından tanındığını Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye hükümetlerine hatırlattı. Daha derinlemesine konuyu irdelemek gerekirse, Güney Kore’den yapılan 2 kişisel başvuru sonucu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi vicdani red hakkının tanınmamasının din, vicdan ve düşünce özgürlüğünün ihlali olduğunu kabul etti.

• 3421/2005 sayılı yasa ile Yunanistan vicdani red hakkını kabul etmiş olsa bile, yasanın kendisi ve uygulaması uluslararası standartların altındadır. Başvurular Savunma Bakanlığı ile sivil olmayan bir otorite tarafından değerlendirilmektedir. Başvuru hakkı, sınırlı zaman kısıtlamasına tabi olup, hizmet altındaki askerlere ve yedeklere verilmemektedir. Ayrıca, alternatif hizmetin süresi nerdeyse askerlik hizmet süresinin 2 katıdır ve cezai nitelik taşımaktadır. Son yıllarda, dini sebebe dayanmayan vicdani red başvurusu yapan kişilerin durumları Savunma Bakanlığı tarafından değerlendirilerek red edilmiştir ve bu kişiler yargılanmaktadırlar.
• Kıbrıs’ın her iki tarafında Vicdani Red hakkı ile ilgili durum çok farklıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti zorunlu askerlik hizmetinde bulunacaklar için vicdani red hakkını tanırken, başvurular sivil bir otorite olmayan Savunma bakanlığına yapılmaktadır. Ayrıca, vicdani red hakkı mecburi hizmet altında olan ve profesyonel askerlere tanınmamaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde ise askerlikle ilgili tüm işlemler Türkiye Ordusu tarafından yerine getirildiğinden vicdani red hakkı hiç bir şekilde tanınmamaktadır.
• Türkiye ise vicdani red hakkını tanımayan bir ülkedir. Vicdani redçiler sivil ölüme mahkum edilip, tekrarlanan bir şekilde hapis cezasına çarptırılmaktadırlar. Vicdani redçi Halil Savda emre itaatsizlikten dolayı çarptırıldığı 6 aylık hapis cezasını doldurup 27 Temmuz 2007’de salıverilmesinin ardından 27 Mart 2008’de tekrardan tutuklandı. Halil Savda, şimdi firar suçundan dolayı 15.5 aylık hapis cezası çekmek zorunda ve aynı suçtan dolayı yeniden yargılanacak. Türkiye’de vicdani redçilere uygulanan tekrarlanan hapis cezaları Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesini açıkça ihlal eder, sözleşmenin 14. maddesinin 7. bendine göre “Bir ülkenin hukukuna ve ceza yargılama usulüne uygun olarak daha önce kesin biçimde mahkum olan veya beraat eden bir kimse aynı suçtan ötürü ikinci kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vicdani redçi Osman Murat’ Ülke’nin davasında Türkiye aleyhinde “uygulanan sürekli hapislik cezasının sivil ölüme yol açtığı ve bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesini ihlal ettiği kararını verdi.

Ayrıntılar ülkeden ülkeye farklılaşsa da, 3 ülke vicdani red hakkının ihlal edilmesi ve vicdan özgürlüğü hakkının uluslararası ve Avrupa standartlarında uygulanmaması konusunda “birleşmiştir”. Biz Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’dan insan hakları ve vicdani red örgütleri temsilcileri olarak, 3 ülkeyi de taraf oldukları uluslararası antlaşmaları uygulamaya ve son olarak vicdani red hakkını bu standartlara göre şartsız tanımaya çağırırız.

İmzalayanar:
Uluslararası Af Örgütü-Yunanistan Seksiyonu
Yunan Vicdani Retçiler Birliği
Kıbrıs’ta Vicdani Red İnisiyatifi
Vicdani Red İçin Avrupa Bürosu (EBCO)
Uluslararası Savaş Karşıtları (WRI)”






|  Bağdat Günlüğü | Basın Arşivi | Döküman Arşivi | Görsel-İşitsel Arşiv |
| Gündem Yazıları | KaraGeyik | Muhalif Siteler Zinciri |
| Nisyan Dergisi | Sizden Gelenler | SK.'dan Haber |
| Vicdani Ret | Yurdum İnsanı |

| E-MAİL |

En iyi 800x600 ve üstü çözünürlüklerde görüntülenir.
Siteyle ilgili teknik sorunlar için
webmaster@savaskarsitlari.org
Mart 2000, www.savaskarsitlari.org

HIZLI ARAMA


Aramak istediğiniz kelimelerin arasında boşluk bırakın.

YENİ EKLENENLER

savaskarsitlari org'a en son eklenenleri görmek için buraya tıklayın

SİTE KAYDI

Kayıtlı kullanıcı iseniz kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Adınız

Şifreniz

 

Kayıtlı kullanıcı olmak
için tıklayın!

HIZLI NAVIGASYON


Gitmek istediginiz bölümü seçip GIT'e tiklayin

boxbottom002.gif (158 bytes)



MecmuA



A-infos: çok-dilli haber servisi