Vicdani ret açıklamaları-Yurtdışı ve email
01-05-2008
YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR ve/veya RET DEKLERASYONLARINI SAVAŞ KARŞITLARI SİTESİNE GÖNDERENLER
1 1993, Salih Askeroğul KIBRIS 2 1994, 17 Mayıs Almanya’da yaşayan 11 TC vatandaşı-Almanya 3 1998, 01 Ocak Mustafa Ünalan - ALMANYA - sk’ya gönderildi 4 2002, 12 Eylül Celalettin Çokgezici - Sk’ya gönderildi 5 2002, 23 Aralık Derviş Devrim - Sk’ya gönderildi 6 2004, 15 Mayıs Özhan Yıldız İSTANBUL - iami adresine gönderildi 7 2004, 15 Mayıs Savaş Görgün KANADA 8 2004, 15 Mayıs Mustafa Nur Sezer - ALMANYA 9 2005, 03 Haziran Osman Özgül HOLLANDA - sk’ya gönderildi 10 2005, 22 Haziran Erdinç Kartal İsviçre - sk’ya gönderildi 11 2006, 06 Şubat Faruk Emre Karabulut - Sk’ya gönderildi 12 2006, 01 Nisan Metin Aydın - Sk’ya gönderildi 13 2006, 12 Haziran Hakan Ekinici - Sk’ya gönderildi 14 2006, 03 Temmuz Cemil Gören - SK grubuna geldi 15 2004, 18 Şubat Adem Mendes - SK grubuna geldi 16 2006, 04 Kasım Nezir Uluğ - SK sitesine email geldi 17 1995, 29 Haziran Hasan Atıcı - Almanya - mektup 18 2007, 12 Temmuz Hakan Öz - SK sitesine email geldi 19 2007, 29 Kasım Hamit Sucu - SK sitesine email geldi 20 2008, 28 Mayıs Ömer Kıral - İsviçre-Bern'de açıkladı 21 2009, 09 Şubat İbrahim Çakabay - SK sitesine email geldi 22 2009, 27 Ekim Emre Özkapı - SK grubuna email geldi 23 2009, 18 Aralık Zeki Alakuş - SK sitesine email geldi
------------------------------------
1- Salih Askeroğlu
2- Almanya’da yaşayan 11 TC vatandaşı
3- Mustafa Ünalan Ben sizlere burada askerden kaçmak yerine, gerekçelerimi açıklayarak, neden hiçbir zaman herhangi bir orduda askerlik yapmayacağımı deklare ediyorum. Benim çocukluğum Türkiye'de farklı kültürler içerisinde geçti, en yakın arkadaşlarım Kürt Kenan, Laz Mehmet, Ermeni Noyan, Türk Hasan, Alevi Metin, Tatar Fiko, v.d. idi. Bugünse burada Michael, Lili, Nikos, Mauritzio, Luis, Baran, Ali v.d. şu anda Türkiye'de sürmekte olan savaş yüzünden benim gibi yüzlerce insan birbirine cephe almak, yani karşılıklı düşman olmak zorunda bırakıldılar. Bizlere düşman olarak belletilen arkadaşlarımızla yaşadığımız korkuları, sevinçleri, üzüntüleri unutturdular, hatta her insan gibi çiçek koklamayı, sevmeyi, kitap okumayı, dondurma yemeyi, bisiklete binmeyi, güneşin batışını seyretmeyi yasakladılar. Aslında bu yukarıda saydıklarımın tümü, dünya üzerinde yaşanan bütün savaşlar için geçerlidir. çünkü savaşları çıkartanlar insanlar değil devletlerdir. ınsanlar (askerler) sadece kendilerine biçilen rolleri oynayan kuklalardır. Rol sorgulamadan ölmemiz veya öldürmemizdir. Onları (insanları) öldürmek aslında kendimizi öldürmektir. Benim yaptığım ise, bu yukarıda bahsettiklerimi vicdanımla bağdaştıramadığım için sorgulamaktan ibarettir. Sorguladığımda ise savaşların insanlığın yüzkarası olduğunu, bugüne kadar yaşanan binlerce savaş sonucunda milyonlarca insanın öldüğünü, sakat kaldığını, değişik kültürlerin yıkıntılar altında yok olduğunu, doğamıza onarılmaz zararlar verildiğini görmekteyim. Sonuç: Her seferinde öldürme gücü eskisinden daha yüksek silahlar üretilmekte, savaşlar çok daha büyük yıkımlara ve ekolojik felaketlere sebep olmaya devam etmektedir. Savaşlar ordular tarından yapılmaktadır, ordularsa askerlerden oluşmaktadır, zorla askere götürülerek, insan vücudunu ve ruhunu öldürme sanatını öğrenmeyi reddetmekten başka şansım yok. Burada kesinlikle askerlik yapmayacağımı bir kez daha vurguluyor ve tüm insanları dünya üzerinde yaşanan tüm savaşların bir an önce bitirilmesi için savaşlara karşı aktif olmaya ve askere gitmemeye çağırıyorum."
4- Celalettin Çokgezici "Askerlik görevini reddediyorum" Merhaba, Bilgi çağında yaşıyoruz ama bunu konusacağımız yere ve dünya barışını geliştirmekte kullanacağımız yere; bilgiyi silahlanma alanında geliştiriyoruz. Tüm dünyada en büyük ekonomik payı silahlanmaya ayırıyoruz. Yine Dünyamızda yaşayan 700 milyona yakın aç insanı nasıl doyuracağımızı düşünmek yerine; tüm ülkeler bir silahlanma yarışına girmiş, kendi kendilerine sahte düşmanlar yaratarak silahlanmayı haklı nedenlere bağlamışlardır.
Uluslararasi Barış Enstitüsü ( SIPRI ) yayınladığı 2001 yılı silahlanma raporunda ( 11 Eylül sonrası silahlanma bütçesine yapılanlar hariç ) rakamlar korkunç boyuttadır. Tüm dünyada bir yılda 722 milyar Doların silahlanmaya harcandığını bildirmektedir.Bu rakam dünyadaki GSIU´nin %2.6´sını oluşturmaktadır yine aynı rapora göre kişi başına 137 dolar harcandığını göstermektedir.
Yine birkaç yıl önce yayınlanan başka bir araştırmada ise dünyada her 60 kişiye bir mayın düştüğünü ve toplam mayın sayısının 110 milyon civarında olduğu ve her ay %40´ı çocuk 2000 kişinin hayatını kaybettiğini belirtmiştir. Yine aynı araştırmada bir mayının 3-10 dolara mal edildiğini ve temizlenmesinin maliyeti ise 300-1000 dolar olduğu açıklanmıştır.
Dört bir yanımız mayınlarla, silahlarla, roketlerle çevrilmiş doğayı ve insanlığı tehdit etmekte; bizler ise terör destekcisi olacağız diye savaşa hayır diyemiyoruz. Sesimizi yükseltip durdurun bu savaşları diyemiyoruz.
Türkiye devleti ise Demokrasi ve insan hakları sıralamasında dünya sonunculuğuna oynamasına rağmen; silahlanma yarışında üst sıralarda yer almaktadır. SIPRI´nin yayınladığı rapora göre silahlanmaya en çok para harcayan 15 ülke siralamasında hiç bir zaman eksik olmamıştır. Kürdistandaki savaşın durmasına ve büyük ekonomik krize rağmen silahlanmaya eskisi gibi yüksek miktarda harcama yapmaya devam etmektedir.
Bu gün Türkiyede yaşanan ekonomik krizin tek sorumlusu T.C Ordusudur çünkü Türkiye sınırları içerisinde yaşayan kürt ulusunun varlığını kabul etmemekte direnen; ve yine kürt halkının en temel kültürel ve sosyal haklarını vermek yerine; insanların üzerine mermi yağdırmış, insanları yerlerinden yurtlarından sürgün etmiş ve sözcülerinin dediği gibi düşük yoğunlukta bir savaşı başlatmıştır. Bu savaşı finanse etmek için bütçeden eğitime, sağlığa vb. ayrılan paylar azaltılarak ordunun payı artırılmıştır. Doğal olarak T.C´nin bütçesi her yıl açık vermiş; ve nihayetinde de ekonomik krizler kaçınılmaz olmuştur. Bilindiği gibi Ordunun gelir kaynağı normal olarak bütçeden karşılanır ama bunun dışında T.C Ordusu bakkalcılıktan Finans sektörüne kadar aklınıza gelebilecek her türlü işleri yapmaktadir. Dünyada banka sahibi olan başka bir ordu varmı ben bilmiyorum ama T.C. Ordusunun hiçbir ekonomik krizden etkilenmeyen bir bankası var!
Türkiye'nin nüfusunun yarısı karnını zor doyururken Ordu mensupları genelde 5 yıldızlı otel ayarında hizmet veren orduevlerinde lüks, içinde hiç bir ekonomik kaygı olmadan yaşamlarını sürdürüyorlar. Vatanı savunmak bahanesiyle zorunlu askerliğe alınan binlerce insanlar ordu evlerinde hizmet elamanı olarak kullanılmaktadır. Para vermek yok, vergi ödemekte yok; ve bu düzenin bozulmaması içinde gözü kara bir şekilde önüne gelen herkesi ezip geçiyor.
T.C. ordusu kuruluşundan günümüze, Kürdistan`daki emellerini gerçekleştirmek için, kürt halkına karşı tarihte eşi görülmemiş bir soykırım politikası uygulamıştır. Kürdistanda yürütmüş olduğu savaş sırasında; her türlü insani girişime kulaklarını tıkayan, onları görmezden gelen, halkların her türlü demokratik istemlerini kanla, sürgünle, hapis cezasıyla bastıran, bu uğurda mucadele eden insanlara en ağır yaptırımlar uygulamıştır. Ve Kürdistan`da yürütmüş olduğu savaş boyunca 60 bine yakın insan hayatını kaybetmiştir.
Türkiyenin gerçek yöneticileri olan MGK, yaptıkları ortaya çıkmaması içinde türkiyedeki basının gücünü denetim altına alarak yaptığı tüm kirli işlerin üstünü kapatmiş oldu. Muhalif bir kaç gazete hariç tüm gazeteleri ve TV´leri denetim altına aldı. Kürt basını sansürlendi. Başkaldıranlara ise ağır yaptırımlar uygulanmaya başlandı. 1992 yılında yayın hayatına başlayan Özgür Gündem Gazetesinin ve değişik adlarla çıkan gazetenin çalışanları da dahil 30´a yakın muhabir, yazar, ve çalışan öldürüldü. Tüm bu katledilen insanların tek suçları gazeteci ahlakı gereği gerçek haberleri yayınlamak halka ve dünyaya ulaştırmaktı.
Sonuç olarak; Kanunlar tarafından onaylanmayan ama yasalar tarafından fili olarak korunan işkencenin sistematik olarak uygulandığı, insanların mayın tarlalarında kobay olarak kullanıldığı, öldürülen gerilların kafa, kol, ve kulak koleksiyonlarının yapıldığı ve kendi vatandaşı olduğunu iddia ettiği insanları yerlerinden yurtlarından eden bir orduda görev alamayacağım kesindir. Düşünceme göre: barış, demokrasi ve insan hakları mucadelesinin önündeki en büyük engel militarizmdir. Savaşı isteyen de o, başta faili meçhul cinayetler olmak üzere her türlü insan hakları ihlalinin sorumlusuda militarizmdir.
Artık militarizmi hedef almadan sürdürülecek olan demokrasi ve insan hakları mucadelesinde bir sonuca ulaşmak mümkün görünmemektedir. Dünyada ve Türkiyedeki insan hakları ihlalinde sorumlu olan ordularda görev almak:
İnsanlığına ihanet Kendi halkıma ihanet Doğaya ( Ekolojiye ) ihanet Hayallerime ihanet demektir. Ve sizin aracılığınızla askerlik görevini red ettiğimi tüm kamuoyuna duyururum, tüm vicdani retçi arkadaşlarıma dünya barışına katkıda bulundukları için binlerce kez teşekkür ederim ve sizlerden biri olmaktan (Memed olmaktan) gurur duyuyorum. Saygılarımla…
5- Derviş Devrim Devleti ve askerliği reddediyorum Kendimi bildim bileli "gemisini yuruten kaptandir" "isi bil ise gitme" "at binenin ,kilic kusanandir""benim memurum isini bilir" vs vs sahtekarliklarla dolduruldu insan denen canlinin beyin ve yuregi..Cografyamizda asirlardan beridir oylesine gerizekalica isler donmekte ki buna gercek anlamda akil ve sir yetmez dogrusu, hangisinden, nerden baslayalim ki bu akil ve sir yetmeyen gerizekaliliklarin... 1-korkularimizin esiri olmus mahluklar olarak hep semsiye aramisiz.. 2-tembellige oylesine alismisiz ki,hep birilerinden beklemisiz birseylerin yapilip edilmesini.. 3-oylesine bati hayraniyiz ki_milliyetci ve dinci duygu ve etigimizle-neredeyse herseyimiz ithaldir,kendinci ve oz degildir.. 4-oylesine kendinden utanan ve nefret eden bir cografyayiz ki-"bir turk dunyaya bedeldir"fasist,irkci -insanlik disi bir aldatmacadan bile uyanamiyor,her defasinda onune kemik atilan bir kopek misali avrupa kapilarinda ya AT pesinde kosariz ya da oralarda olup bitenleri kopya yapip yasamimiza ornek edinerek varligimizi surdurmeye calisiriz... 5-oylesine garip bir cografyayiz ki;yanibasimizda insan oldurulur kor oluruz, yedi koy otede olan bitenin dedikodusunu yapmaya dortnal kosariz... 6-oylesine zavalli bir cografyayiz ki;devlet anamizi beller ses cikarmayiz, komsumuz acim diye kapiyi calinca gecelikli karimiz kapiyi acinca ya "kari"yi oldururuz ya komsuyu.. 7-oylesine sahsiyetsiz,kimliksiz,kisiliksiz bir cografyayiz ki;"en buyuk asker bizim asker"diye yirtiniriz otobus,tren garlarinda, teskere diye can atar,askerlik bittikten sonra da yurt disina kacmak icin elimizden geleni ardina komayiz... 8-oylesine hendikapli bir cografyayiz ki;devlet ve iktidardan rahatsiz oldugumuzu soyleriz ama hep de devlet ve iktidara oynariz.. partiler kurariz,orgutler yaratiriz,muritler buluruz... 9-oylesine zor anlasilir bir cografyayiz ki;'olmayan tanri bile kendi olmamamazligini redde kalkisacak nerdeyse,"anitkatil"denen yerde yuzlerce genc insan olarak kemik bekleriz(efendim pasayi calmasin dusman-dusmanin isi yok bir katilin,bir zorbanin kemigini calsin) 10-oylesine zavalli bir cografyayiz ki;kadin,genclik...ozgurluk deriz, evde karimizi dayaktan gecirir,cocuklarimiza yasami zindan ederiz.. 11-oylesine anlasilmaz bir cografyayiz ki;ac bir cocuk ekmek calsin hirsiz, (enseli gobekli devlet efradi kokten gotursun)helal kardesim deriz.. 12-oylesine alcak bir cografyayiz ki;askerleikten donup de su asagilik pasalardan dayak yedim diyenimiz olmuyor her nedense,hep ne hikmetse, ya pasanin postasi olmus olunuyor,ya cok basarili oldugu icin sevilmis olmus olunuyor,ya pasanin soforu olmus olunuyor_pasaya kopeklik meziyet sanki-anlat anlat bitiremiyor oluyoruz kisla kisiliksizlestirme hareketini... 13-oylesine garip bir cografyayiz ki;ozgurluk deriz,ozgurce davranani asip keseriz,ajan,provakator,hain vs vs suclamalariyla.. 14-oylesine serefsiz bir cografyayiz ki;dusunceyle tanisirizama dusunduklerimizi uygulamaz,reddimizi koymaz,devlete kopeklik ederek dergi, gazete,kitap cerciciligi yapariz(dusunce pazarlamacilari) 15-oylesine asagilik bir cografyayiz ki;yokluk kuyruklarinda oluruz, la ilaheillellah,devletun resulallah demekten geri durmayiz.. 16-oylesine korkunc bir cografyayiz ki;hep basimizda cobanlarimiz olsun isteyen suru oluruz..bundan utanmayiz bile..yaw sen anlamazsin sec beni kurtarayim seni denince bir de kendimize pay biceriz. 17-oylesine rezil bir cografyayiz ki;batili hayranligimiz yetmiyormus gibi elimize gecirdigimiz -dusunce,sanat,edebiyat,giyim,kusam...vs vs ne varsa_ne varsa piclestirip birakiriz. 18-oylesine zavalli bir cografyayiz ki;dunyanin bir ucundan kalkip bizleri kelle avciligi-dolar hesabi karsiligi-isine cagirirlar, gogsumuzu kabartarak kosa kosa gider .....yoluna gitti niyazi oluruz ..ama boynumuzda madalyali... Kendimi bildim bileli bu seytan ucgenindeydi olanca cikmazlarimiz, olanca sorunlarimiz...kendimi bildim bileli kendimiz olamadik.. kendimi bildim bileli egitilmis papagan misali kitaplardan tekrarladik tumceleri kurtulus adina... simdi.. birey olarak insan olarak, bu cografyali ve de dunya cografyalisi olarak herseyin sorumlusu benim demenin zamani,bunca kan varsa benim yuzumden..bunca aclik varsa benim yuzumden,bunca asagilik sistemler varsa benim yuzumden, bunca somuru varsa benim yuzumden,bunca iskence varsa benim yuzumden demenin zamani degil mi???....peki simdi degilse eger ne zaman? yukarida kendi kit-kanaat tespitlerimle siraladigim olumsuzluklarin icinde guzellikler yok muydu,elbette vardi,ama hep yalniz kaldilar ve imhaya maruz kaldilar,sessiz ve sahipsizce,bugun hala f tipi denen tabutluklarda can verenler iste onlardan bir kaci..peki 70 kusur milyonun yuregi beyni nerede????? bu cografyanin her seyi iceride herseyinden mahrum,tutsak edilmis birkac duyarli bireye mi ait??? ne zaman birakacagiz yuceltmeyi,olenler,direnenler ustunden politikayi yapmayi...o direndiyse ben neden direnemiyeyim,o olduyse ben neden olemiyeyim demeyi ne zaman ogrenecegiz..???? bazilari diyor ki;efendim askerlik yapmak zorunda kaliyoruz,yapmazsak devlet ceza veriyor,ayni dusunceyi savunan dostlar olumune eylemler yapabiliyorlar ama iste bunu anlamakta zorluk cekiyorum birey olarak, hem devlete karsi gel,hem de git onun kislalarinda kisiliksizles, kimliksizles, beyin yikama surecinden gec.. siradan cografyaliyi gectim,sosyalist diye gecinen,ve de mazisi olan bir dostum birgun bana sunu soylemisti,su askerligi halledeyim ya.. iste burada bizim dalkavuklugumuz,iste burada bizim samimiyetsizligimiz.. hem o devlete karsi gel,hem o devletin iskencesini gor,hem de kalk silah kusan insan oldurmeye kalkis..iste bu cografyamizin yegane sorunu.......!!!! Kendimi bildim bileli haksiz cuvallara cuvaldiz sokardim.. Kendimi bildim bileli ne kursun yaram oldu siyasi olup da devletten kopusmadan.. ne de yarim bir solugum kendimce cektigim...reddim boynumda asili kunye devleti reddediyorum.. askerligi reddediyorum birkac asagilik pasanin kulu olmayacagim birkac asagilik despotun ne tetikcisi,ne de muridi.. Kendimi bildim bileli agladim.....
6- Özhan Yıldız (iami adresine email olarak gelmiştir.)
”Dünyadaki hiç bir savaşa katılmıyacağım kimsenin askeri olmayacağım . Hiç kimse bana ne yapmam gerektiğini dikte edemiyecek. Elime silah almıyacağım evet askerlik benim ruh sağlığımı bozuyor hiç tanımadığım insanları savaşta vur diyorlar ne için devletin kendi çıkarını ve daha fazla para kazanmasını sağlamak için. Ben askerlik yapmayacağım reddediyorum.”
7- Savaş GÖRGÜN (Kanada'dan www.savaskarsitlari.org'a göndermiştir.)
Asker olmayı, silah kullanmayı, emir alıp vermeyi yaşantımın hiç bir anına sokmayacağıma, vicdani değerlerimle bağdaşmayan ve zorla dayatılan askerlik görevini yapmayacağımı bir kez daha ilan ediyorum. Silah kullanmanın ve savaş sanatının öğretildiği hiç bir kurumun, oluşumun dolaylı ve dolaysız parçası olmayacağımı vicdanımın olanca sesiyle REDDEDİYORUM.
8- Mustafa Nur SEZER ( Almanya'dan www.savaskarsitlari.org'a göndermiştir.)
”En geniş anlamıyla, asker olmayacağımı ilan ediyorum. Silah kullanmayacağım, emir almayacak ve emir vermeyeceğim, üniforma giymeyeceğim, insan hayatını, temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan hiçbir mekanizmanın dolaylı ya da dolaysız parçası olmayacağım.”
9- Osman Özgül (savaş karşıtları sitesine gönderilmiştir.)
“Dünyamızda büyük paylaşım savaşları yaşandı. Hiroşimada Negazakide Halepçede ve daha sonra Sabra Şatilada Afkanistanda Irakta ve hala yaşanmakta olan insanlik tarihini önderlik etmiş coğrafyamızda kan bir savaş şiddetleneyek devam etmektedir. Yaşanılan bu savaşların yada güümüzde hala yaşanmakta olan savaşların mağduru mağdur edeni asla olmayacağım. Militarist yaşam biçimi benim yaşam biçimime uymuyor. Çünkü militarist düzenin olduğu yerde ölüm kan gözyaşları ve yıkımlar vardır. Asla militarist emir erleri olmayacağım. Ölmeyeceğim ve öldürmeyeceğim.
Dini etnisitesi rengi ne olursa olsun bu dünyada herkesin yaşam hakkı vardır ve bunlara saygı gösterilmesi gerekiyor. Ama malesef hala sürmekte olan bu anlamsız savaşlardan dolayı başta çocuklar ölmek üzere bir çok insan ve diğer canlılar yaşamını kaybetmektedir.
Militarist düzenin insanların dünyamızın bütün doğal değerlerini yok etmektedir. Bundan dolayı bir insan olarak kendi vicdani sorumluğum doğrutulsunda askerliği savaşları ve Türkiye'deki militarist bu sistemin hizmetcisi olayı reddediyorum. Yaşamak istiyorum, evet dostlar sadece yaşamayı ve yaşatmayı çok seviyorum.”
10- Erdinc Kartal (savaş karşıtları sitesine gönderilmiştir.)
Militarizmin olduğu heryerde savaş, acı, gözyaşı ve kan vardır. O yüzden Türkiye de askeri ceza evlerinde bulunan başta Mehmet Tarhan olmak üzere diger anti-militarist arkadaşlara dayanışma duygularımı gönderiyorum. Asla militarist düzenin emir erleri olmayacağız. Ölmeyeceğiz ve Öldürmeyeceğiz.
Dünya; henüz " 2. Dünya Savasi " adi verilen kitlesel katliamin üzerinden 50 yil dahi gecmeden 3. süne niyetleniyor. Yasadigimiz cografya da dahil, tüm dünyada hüküm süren savaslar, bedellerini halklara ekosisteme ödetiyor. Bombalar insan bedenlerini parcaliyor, kulaklar " hatira " diye kesiliyor, insanlara yediriliyor. Tüm yasananlar ; israil in mülteci kapmlarini bombalamasi yada Israil deki intihar saldirilari Irak in isgal, Rusya daki okul baskini ya da Rusya nin katliamlari, insansizlastirilmis Güneydogu Anadolu köyleri ; bize barisin militarizme birakilamayacagini gösteriyor.
Yarin bunun bir kopyasini, Sivas Askeri Cezaevine, Genel Kurmay Baskanligina, Savunma Baskanligina, Cumhurbaskanligina ve Basbakanligina birer Fax cekecegim,
Dostca Selamlar...
Hic kimsenin ASKERI olmayacagiz!!!!!!
Erdinc Kartal - Vicdani Retci / Isvicre
11 - Faruk Emre Karabulut [bende sizin aracılığınızla vicdani reddimi açıklıyorum. umarım yayınlarsınız...]
"Eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yanlızca bir omurilik yeterli olabileceği halde her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz ve bilinçli şiddetden, aptalca yurtseverlikten tüm bunlardan nefret ediyorum. Ben savaşı ve o soğuk silahları öylesine tiksindirici ve asağılayıcı buluyorumki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi." ALBERT EİNSTEİN in şu sözlerini içtenlikle benimsiyorum. Benim anlayışıma göre; sıradan bir cinayet, savaşta adam öldürmekten daha kötü değildir...
Faruk Emre Karabulut farukemrekarabulut69@mynet.com
12- Metin Aydın Barış: yeryüzünde bir hayali ütopya olarak görülsede onun için mücadele etmeye değerdir… Zarahuştra (zerdüştlüğün) temelinde şu gerçek vardır ve dinin temelini oluşturur. KÖTÜYE DİREN.ONDAN KORKACAĞINA ONA ADAKLAR ADAYACAĞINA ONU YATIŞTIRACAĞINA ONA DİREN.KÖTÜDEN KURTULUŞUN TEK YOLU KÖTÜ OLAN HERŞEYE HERKESE DİRENMEKTİR... Bu söz benim yaşamımı şekillendiren bana yön veren en temel perspektifimdir. Simdiki konumumdan hareketle savaşın en önemli olgusu olan ordu içinde bir askere statüsünde olduğum için ve bu statüyü zorunluluk gereği yaptığımdan. zorunluk dahi olsa kendimle bütünleştirmediğim için yanlış ve dogru bulmadığımdan ötürü askerlik yapmayı redediyorum.içimdeki sesi kendimi yani ruhumun ve düşüncemin sesini dinleyerek şunu söylüyorum REDEDİYORUM. Asker olmayı şiddetin bir unsuru olmayı ve savaş ağalarının bir adamı olmaktansa barış cephesinde yer almış dünyadaki tüm miklatarist rejimlere şiddeti ölümü katletmeyi cinayetleri mubah sayan her oluşuma devletlere hareketlere karşı barış mücadelesinde yer almayı karalaştırmış ve bunun bedelini vermeye hazır ve kötüden gelen herşeye direnmeye hazırımdır...insan olduğum için bir başka ananın evladını öldürmemek acı çektirmemek ve yaşanan şiddete ortak olamak için redediyorum. ve üç aydır askerlik yaptığım istanbul merkez komutanlığına gitmeyecem. Uzun düşünmelerin ardında aldığım bir karardır bu: Çok süremi aldı çünkü savaşın içinde şekilenmiş bir nevi savaş içinde olgunlaşmış yetişmiş biri olarak savaş karşıtı bir tutum sergilemem sadece sözlemi kalacaktı yada yaşamımda pratiğemi indirgeyecektim. bundan dolayı uzun sürdü bu kararımı almak.üç aylık askerlik süreçinde yaşanan gerçekleri kendi gözümle gördüğümden dolayıda bu kararımı artık fiili olarak uygulamak ve vicdanımın sesine kulak vererek vicdani red hakkımı kullandığımı herkese bildiririm. ben 1981 yılında diyarbakırda doğdum.1999 yılında ve öncesinde onlarca defa gözaltına alındım ve kendine insanım diyen kimsenin yapamıyacağı sistematik işkencelerden geçirildim.halen bu işkencelerin etkileri üzerimde vardır.dün bana işkence yapanlar büğün askerlik adıyla beni zorla ömrümün 15 ayını gaspetmeye calışıyorlar.12 buçuk yıl ceza aldım.altı yıla yakın bhir süre içerde kaldıktan sonra tck nın değişmesiyle birlikte yattığım ceza yeterli görülüp serbest bırakıldım...yaşadığım şehir ve ortamdan dolayı şiddeti deyim yerindeyse iliklerimi kadar hisettim ve yaşadım.akrabalarımı ve yakın arkadaşlarımı bölgede yaşanan savaşta yitirdim.şuna inanıyorum ben barış mücadelesini en iyi yürütecek olanlar savaşın içinde-zorunlu olarak- kalmış savaşın acılarını hisetmiş bedel vermiş bedel verdirtmiş ama savaşın bir çıkış yolu olmadığını anlamış ve barış mücadelesini nihai hedef bilip bu uğurda mücadele etmeye kendini odaklandırmış insanlar barış cephenesine katkılar sunacağına eminim. yaşadığım topraklar yani mezopotanya:dicle ve fırat arasındaki bölge.verimli topraklara sahıp olması iklim şartlarının uygun olması gibi nedenlerden dolayı sık sık istilalara savaşlara katliamlara sahne olmuştur.dünyanın ilk yaşam ve uygarlık alanı olmasının özelliğinden dolayı ve yine stratejik konumundan haiz o dönemlerin bütün impararatorları büyük güç olmak için bu toprakları elde etmeye calıştı.hititler lidyalılar persler sümerler akadlar babil asur roma ve daha onlarca güç devlet buraları elde edip hukümdarlıklarını sürdürmeye calıştılar.günümüzde abd eliyle yağmalanan bu topraklar ve ölüm sanki kacınılmaz kadereleriymiş gibi önlerine sunulan yaşam ve şiiddetin bir kısır döngü olarak görüldüğü bu toprakların ve topraklarının insanlarının herkesten daha çok barışa ihtiyacı var.rivayete göre: habille kabilin ilk savaşından akan kan yine bu topraklara akıtıldı.artı ürün insanlık tarihinin ilk yerleşim yerleri arasında olan yine topraklarda doğdu.ve devlet denen kanla ve şiddetle beslenen aygıt ortaya çıktı.sembolikte olsa bu dediklerim şunu deme cesaretini kendimde hisediyorum:ilk kanın döküldüğü ve ilk artı ürünün değerin ortaya çıktıları bu topraklarda insanoğlunun acgözlülüğü daha fazlasına sahip olma egolarının yol açtığı savaşlar ve çatışmalar nasıl bu topraklarda doğduysa yine bu topraklarda BARIŞ mücadelesinin şekillenmesi savaşa karşı mücadele edilmesinin inancını taşıyorum... sadece savaşa karşıyım ve vicdani redimi veriyorum demekle de kendimi sınırlı tutmuyorum.yaşamamım boyunca kendimden başlayarak toplum ve sistemlerde devletlerde olan şiideti haklı kılan ve şiddeti uygulayan her oluşuma karşı mücadelemi vereceğim.bunu yaşadığım toprakların makus talihini değiştirmek için ve kendime yüklediğim bir sorumluluk olarak görüyor ve gereklerini yapacağımdır.... nefretin kinin hasetin ve savaşın yerini dostluk höşgörü neşe ve barış alana kadar mücadelem devam edecektir. daha dun diyarbakirda cereyan eden olaylar kendi halkima kursun sIkma dusuncesi beni bu karara iten gerceklerden biridir. olenlerin cogunun savunmasiz insanlar olmasi dusuncesi beni dahada bir etkileyen bir olgu. silahsiz, mahsum ve tek amaclari insanina sahip cikmak olan insanlara silah yoneltmeyi red ediyorum savas karsiti bariscil ve humanist bir insan olarak diyarbakirda yasana olaylari kiniyorum.
saygi ve sevgilerimle metin AYDIN istanbul
13- Hakan Ekinci
İyi çalışmalar, iyi günler sevgili dostlar... Adım, Soyadım: Hakan Ekinci
29/06/1978 İzmir Buca Doğumluyum. Ailem halen İzmir Karşıyaka ilçesinde ikametgah eder. Ben 24/08/1998 yılından bu yana askerlik problemiyle uğraşan daha doğrusu savaşan birisiyim. 15/09/1998 tarihinde Ankara Mevkii 600 yataklı Askeri Hastanesi'nden "Askerliğe elverişli değildir" raporu almama rağmen, İzmir Buca Askerli Şubesi 2001 yılında yanlış rapor verdik ifadesi ile beni tekrardan askeri birliğe sevk etti. Tüm çabalarıma rağmen tekrardan hastaneye sevk edilmedim. ve bu hakkımı savunmak amacı ile 15 günlük dağıtım izninde İzmir'e gelerek askeri savcılığa dilekçe yazdım. Sonucu beklerken "asker kaçağı" suçlaması ile 4 ay Sivas Temeltepe 2. Askeri Ceza ve Tutuevi'nde her türlü işkence ve dayağa maruz kaldım. "Vatan haini" dediler. Askeri savcı iddianamesinde; "Suçu: Asker Kaçağı, Davacı: Türk Milleti" diye yazdı. Cezamın bitiminden sonra bir daha askere gitmeme kararı aldım ama sivil bir suçtan dolayı İzmir'de yakalanarak İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi'ne kapatıldım. Burada hayatıma son vermek için 6 girişimde bulundum ama olmadı. Sebep: Hayatta bir insanın maruz kalabileceği en iğrenç yer burası olsa gerek. Kafa kaldırmak yasak, konuşmak yasak. Hergün standart 10 jop, sebep yoktur. Soruyorum be cezaevi müdürü olacak PKK sempatizanına Atatürk kurtuluş savaşında esir aldığı İngiliz askerlerinin kafasını eğdirmediki. Sen kimsin ... Her neyse, buradan sonra beni jandarma eşliğinde İstanbul 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı 2. Mekanize Taburu 1. Bölük Komutanlığına götürdüler. Burada neden kaçtığımı sordular. Askerlik yapmak istemediğimi beyan ettim. Bunun üzerine herkes 2 saat nöbet tutuyorsa ben 6 saat tuttum. Bunun yasak olmasına rağmen. Askeri Hastane spor yapamaz raporu verdi ama bölük komutan her spor saatinde beni en önde koşturdu ve hakaret üstüne hakaret etti. Anlıcanız bu yaşadıklarım neticesinde 18/12/2005 tarihinde İstanbul Gümüşsuyu Asker Hastanesi'nden 6 ay kilo fazlalığı nedeni ile hava değişimi aldım. Değişim 14/06/2006 tarihinde sona eriyor ama ben 16/05/2006 tarihinde Türkiye'den ayrılarak Arnavutluğun başkenti Tiran şehrine gelerek UNHCR bağlı mülteciler ofisine giderek iltica talebinde bulundum. Şu anda kampta yaşıyorum ama yine de askerlik yapmak istemiyorum. Beni vatanımdan ayıran bu zorunlu askerlik kanununa red diyorum. Ve son olarak buradan Asker Alma Daire Başkanlığı'na ve Buca Askerlik Şubesi'ne sesleniyorum: "Gelinde alın beni alabilecek kapasiteniz varsa"
Sevgi ve Saygımla Gururlu firari, İnatçı redçi Hakan Ekinci
14- Cemil Gören
BASINA VE KAMUOYUNA Ben bir Türkiyeli vatandaş olarak vicdani ret hakkımı kullanmak istiyorum. Savaşa karşıyım, insan öldürmek istemiyorum. Emir almak ve vermek istemiyorum. ülkemizde yaşanan çatışmaların bir tarafı olmak istemiyorum. Kürt ve Türk halkının kardeşliğinin bir sembolü olarak vicdani ret hakkımı kullanmak istiyorum. Bugün her insanın asker olarak doğmadığının bilincindeyim. Ben bir Türkiyeli Kürt olarak askerlik sistemine karşıyım ve bu topraklarda barış ve özgürlüğün gelmesini istiyorum. Bu barışın Kürt ve Türk halklarının ittifakı ile olacağının bilincindeyim. Bu nedenlerden ötürü askerlik yapmak istemiyorum ve vicdani retçi olacağımı belirtiyorum. Saygılarımla
Cemil GÖREN
15- Adem Mendes
T.C ELAZIG ASKERLIK SUBESINE ELAZIG
1974 yili Elazig dogumlu, Ekte sunulan adres ve kimlik bilgiri sahibim.Askerlik donemim geldiginden dolayi askeri makamlarca aranmaktayim. Dunyanin bir cok ulesinde istege bagli olan askerlik gorevi T.C topraklarinda mecburi sayilmaktadir.Insanin insani yasami ve istemi gozardi edilerek dayatilan bu askerligi,ekte sunulan sebeplerden dolayi vicdani red hakkimi kulanarak red ediyorum ve askerlikten imtina ediyorum. Bu konu icin geregenin yapilmasi icin bilgilerinize sunulur.
Saygilar 18 / 02 / 2004 Adem MENDES
Ek1:Nufus cuzdani sureti(Muhtardan alinmis 1 ad.Nuf.Cuz.sureti) Ek2:Ikametgah ilmuhaberi(Muhtardan alinmis 1 ad.ikametgah ilmuhaberi) Ek3:Askerlikten imtina sebepleri(Ulkemizde ve dunyada Menfaatler icin :farkli dinden olduklari ,farkli irktan ve kulturlerden ve insan olduklari icin kardes toplumlarin ,mahsum insanlarin,cocuklarin , yasli insanlarin,kadinlarin ve tum doga canlilarin yasamlarini olumle tehtit eden kanli ellere hizmet veren bu askeri yapiya imkan saglayan zihniyetlerein karsisindayim.Silahlar suzsun insanlar yasasin .......)
Not: Adem Mendes benzer mektupları 1998 ve 2001 yıllarında da göndermiş.
16- Nezir Uluğ
Adım nezir uluğ 1977 doğumluyum askeri retçiliğimi açıklamak istiyorum ..silaha askerliğe şiddete karşı olduğum için vicdani ret yasası çıkar ihtimali üzerine açıklamadım retçiğimi ama ne yazikki ülkemizde hukuk yolları tıkanmış askeri retçi olmak bir haktır bu hakta gasp edilmiş ŞİMDİ açıklıyorum şiddete askerliğe silaha .ve savaşa .karşıyım emir komutayi kabul etmiyorum asker olamak savaşların bir parçası olmak istemiyorum saygılarımla
17- Hasan ATICI
Hasan Atıcı'nın askerlik şubesine yazdığı mektubu, aşağıda "ilgili diğer dökümanlar" bölümündedir.
18- Hakan Öz Sayın savaş karşıtı kardeşlerim, İstanbulda yaklaşık beş yıldır olağanüstü savaşımlarla karnımı doyurmak ve ailemi geçindirmek için uğraşıyorum. grafikerim. kardeşliğin barışın ve güzelliklerin konuşulduğu bir ülkede yaşamak istiyorum
düşmevsimi...Hakan...
**
DOĞA DOĞURUR, ÖZGÜRLÜK YAŞATIR
"Hiç kimse güneşin doğuşunu engelleyemeyecek ve hiç kimse bir başağı sevgiyi ve merhameti kullanarak koparamadı"
"Üretim araçlarının tamamen halka ait olan bir toplumda, gönüllü çalışmak işle yüzyüze olmak komünist duruşun gerçek ifadesidir. ve o insan yeni insanın bir örneği, proleter tavrın destekçisi, kavradığı ülküsüne ulaşmak ve bir devrimci olarak görevlerini tamamlamak için dinlenme ve eğlenme zamanlarını feda etmiş bir kişidir."
Che Guevera
Değil üretim araçlarının, işgücü ve özgürlük haklarımızın bile bize ait olmadığı bir devlette; Doğal üretim, yaratıcı işgücü ve sağlıklı bir bireyden sözetmek imkansızdır. Doğal olmayan sağlıksız bireylerden oluşan toplum, ne dikkat çekicidir ki hem sakat ve dengesiz hemde şiddet yanlısı ve kurbandır...
"Hafızası balık hafızası olan bu toplumda, Askere çocuklarını davul zurnalı, ha keza şimdilerde uluorta rahatsız ederek on türlü müzikli gürültüyle uğurlayan ebeveynler, bu sağlıksız toplumun sağlıksız bireyleridir. Onların çocuklarıda, ağzında bu aptal hafızasıyla tamamını hiç bilemediği ırkçılık ve milliyetçilik kokan sözde marşlarla askere gidip, nasıl tutsak olunur onu öğreneceklerdir elbet. Bana göre, doğuştan ve kendiliğinden içimde taşıdığım özgürlük duygularıyla, tahammül sınırlarımı zorlayarak bu kadar aptal insanın bir arada yaşadığı bir toplumda... bu örgütlenmenin sonucu bu devlette asker (tutsak) olmak esaretin başladığı özgürlüğün bittiği bir sınırdır.. Özgürlük dışında hiç bir bayrağı tanımıyorum...
Hakan Öz
19 - Hamit Sucu
merhaba aşağıdaki açıklamayı bugün(29.11.2007) yazılı olarak yetkili askeri şubeye bildirmiş bulunmaktayim. kamuoyunun ilgisine sunarım.
selamlar
hamit sucu
Ben, 18.09.77 Gaziantep doğumlu Hamit Sucu, fikri, ahlaki ve vicdani kanatlerim nedeniyle zorunlu askeri hizmeti red ettiğimi açıklıyorum.
Hamit Sucu
20 - Ömer Kıral
TÜRKİYE CUMHURİYETİ BERN BÜYÜKELÇİLİĞİNE
Ben, Kahramanmaraş İli, Elbistan ilçesi, Ceyhan Mahallesi nüfusuna kayıtlı Ömer Kıral.
1952 Doğumluyum. Halen askerliğimi yapmış değilim.
Bir ölme ve öldürme mesleği olarak tanımladığım Askerliğe karşıyım.
Türkiye'de, var olan sorunların en önemlilerinden birinin Kürt sorunu olduğunu düşünüyorum.
Kürt sorununda tercih edilmesi gereken çözüm yolunun barış ve demokrasiden geçtiği açık bir gerçeklik iken ve Kürt tarafı barış için çok kararlı bir duruşa sahipken hala zorun ve sonuna kadar şiddet yönteminin TC tarafından uygulanmasının akılcı olmadığı bellidir.
Bu şiddetin insanlarımıza ve ülkemize bir şey kazandırmayacağı açık.
Askeri yöntemler dışında bir seçenek neden akla gelmez?
Bunun nedeni Türkiye'yi yönetenlerin seçilmiş iktidarlar değil silahı ve gücü elde bulunduranlar olduğu içindir.
Bu askeri güç defalarca seçilmişlere karşı darbe yapmış, göstermelik mahkemelerle yargılamış, asmış, işkence yapmış öldürmüş bir güçtür.
Bu güce yani Türk Silahlı Kuvvetlerine geçici de olsa katılmayı reddediyorum.
Bedelli askerlik uygulamasıyla bu güce çok ciddi mali destek sağlandığını biliyor ve bedelli askerliği reddediyorum.
Zorunlu askerliğe karşı Vicdani red hakkımı kullanıyorum.
28 Mayıs 2008 Bern Ömer KIRAL
21- İbrahim ÇAKABAY
Ben 1982 bingol dogumlu ibrahim CAKABAY. 2002 den bu yana Hollanda da yasamaktayim, askerlik yapmak istemedigim icin ulkemde ozgurce yasayamiyorum. Askerlik yapmak istemedigimin gerekcelerini yazacagim bu yazida belirtecegim. Askerlik, esas olarak oldurme sanatini ogreten, insani butun duygularini yok sayan ve arka plana iten bir surectir. Militarist sistemin temel harclarindan vazgecilmez oneme sahiptir. Ve insanin kendi dogasindan uzaklasmasinin simgesidir. Heleki bu askerligi kendi halkina karsi savasark yapiyorsan, bu herseyden once kendi halkina karsi yapabilecegin en buyuk insanlik ayibidir. Turkiye cumhuruyetinin “Her Turk asker dogar” irkci soylemi militarist sitemin icinde uc secenek sunuyor kisiye. 1- Askere gidip vatan sever unvani almak. 2- askerde olerek sehit unvani almak, 3- askere gitmeyerek vatan haini olmak. Bu 3 secenek disinda birde bedel odeyerek bu gorevi yerine getirmek var. Neyin bedeli ise artik odenen….( senelik milyon euro seviyesinde alinan bir bedelden bahsediyorum) bedel odeyerek savasin kaynagini saglayan turkiye cumhuriyeti vatandaslari umarim vicdaninizla muhakeme ederken bu kirli savasin acisini bir nebze olsun hissederler.
Bu militarist sistemin icindeki en buyuk etken medyadir. Medya tarafsizligini kaybettigi icin kurt sorununda sorunu demokratik yollarla cozme yolunda deilde, bilakis sorunun dahada buyumesi icin yalnis carptirma haberlerle komuoyunu militarist sistemin dusuncesine tasimistir. Ve turkiyede kurt, turk ayrimciligini alevlendirmistir. Komuoyunda kin ve dusmanlik yaratmistir.militarist yapinin basinda olan les akbabalari ve onlarin etraflarindaki rant cikarcilari… onlar neden birgun olsun bu savasda kendi evladina aglamadi. Neden hep ikinci sinifta tutulan bir halk tabakasina yasatildi bu savasin acilari… analar, babalar, bacilar. Kardesler. Vs……. BU kirli savasin tek kazananlari kan akitarak, ceplerini dolduran les akbabalaridir.( turkiyede sorunu savasarak yok etme politikasi ile mucadele veren kesim) Bu savasta kaybedense bir devlet ve o devletin halkidir.
Bu ulkenin halki bugunler icin bedel odemistir…Bundan sonra odenecek bir bedel varsa, buda yasayarak ve yasatarak olmalidir. Illa bizden bir bedel vermemiz isteniyorsa da buda oldurme sistemine uymak deil. Baris icinde kardesce yasamak icin olmalidir. Bu cagri tum turkiye cumhuriyeti vatandaslarinadir.
Bunu artik herkes iyi anlamalidirki, turkiyede bir kurt sorunu vardir. Bu sorunda siddet ile degil.!!! Kandan arindirilmis bir diyaloga girilmesi halki militarist bir yapi icinde yonetecegi yerine hic zaman kaybetmeden demokratik cozumler saglanmalidir. Biz T.C vatandaslari olarak demokrasilesme yolunda birbirimize inanip ve guvenerek mucadele etmemiz lazim. Bizler turkiye cumhuriyeti vatandaslari olarak bir butun olursak. Ulkemizi yoneten les akbabalari siddet uygulayipta bizlerin canini yakamazlar.
Ispanyada da benzer sorunlar vardi. On binlerce insan bir anda vicdanlarinin sesini dinleyip red ettiler savasmayi. Ispanya devleti demokratiklesme yoluna gitmeye mecbur oldu. Bu tur olaylar bizlere ornek olmalidir. Korkunun uzerine siddetin uzerine ne kadar yuksek ses ile gidersek o kadar lehimize olur.
Guclu olmak herzaman oncelikle siddet kullanmayi ongormustur. Tipki T.C devletinin yaptigi gibi, ben guclu bir ulkeyim bir sorunum varsa siddetle cozerim. Ama karsisina aldigi sorunun gucunu gormemezlikten gelmesi aci ve ofkeyi dahada buyutmustur. Halbuki T.C devleti gucunu demokrasilesme yonunde cozumler uretmeye kullansaydi, bugun bu acilar yasanmiyor olacakti.irkci soylemlerle bir halki yok sayip. Turklestirme yoluna basvurmasi, militarist bir yontem ve dusunceyi ortaya cikarmistir. Bu irkci soylemler ilkokul siralarinda baslamaktadir, ( Turkum, Dogruyum, caliskanim….) gibi cumlelerin okullarda hergun okutulmasi, militarist dusuncenin ilk tohumlaridir.yaslar ilerledikce ( Her Turk, Asker Dogar) soylemleriylede militarizmi gelistirmislerdir.
Oysa ben Kurdum ve askerlik yapmak icin dogdugumuda dusunmuyorum. Bu dusuncelerimi yuksek sesle dile getirmem, onlarin kan projesinde yer almamam T.C devletine gore bir suctur, hainliktir. Bu kirli sisteme uymak istemeyen cok sayida insane oldugunu dusunuyorum, ancak T.C devletinin askeri gucunun halk uzerindeki korkutma ve iskence politikalari insanlarin siteme ayak uydurma zorunlugunu getirmistir. Bunlar hep planlidir, turkiye cumhuriyetinin kuruldugu gunden itibaren sistematik sekilde isleyen bir plan….
Ben ulkemde baris, kardeslik. ve ozgur bir yasam istiyorum diyen herkes sesini duyurmasi gerekir.
Ben IBRAHIM CAKABAY olarak, baris adina ne gerekiyorsa yapacagim. Askerligi yapmayarak bu ilk adimi mi atiyorum. Ama hepimiz biliyoruzki birlik ve beraberlik olmadan bu militarist sitemin demokrasilesmesi zordur. Umarim bizler bunun icin onculuk yapariz, genclik bu ulkeyi en iyi getirecektir. Yeterki kirli ellerini ceksinler insanlarin yasamlarindan, haklari olan ozgurluklerinden. Turkiye cumhuriyeti vatandaslari din, dil, irk ayrimi yapmadan demokrasilesme yolunda birlik olmalidir…. Sevgi ve saygilarimla ibrahim CAKABAY
22- Emre Özkapı
Hiçbir devlette askerlik yapmayacağım!..
23- Zeki Alakuş
Zeki Alakuş'un aşağıdaki vicdani ret deklerasyonu, email ile elimize ulaşmıştır. Öldürmeyi reddeden tavrından dolayı kendisini kutluyoruz. (sk)
Bir sistem düşünün çocuk katillerin sayesinde ayakta kaldıgını.
Bir sistem düşünün mazlum ve mahsum insani katlederek ayakta kaldıgını.
Bir sistem düşünün dogayı tahrip ettigini, insana ahlaka dair birşey vermedigini,
insanın insancıl yönünu öldürüp yamyam ve millitarist bir toplum yaratigını.
Bir sistem düşünün kadına her türlu küçülmeyi ve hakareti mubah gördugunu,
kadina ancak duskunlugu tecavuzu hak gördugunu, kadini hor gormeyi kanun diye beledigi,
ahlaksiz olmayıda kültür diye dayatıgını.
Bir sistem düşünün demokratik bir insanın haksızlıga, eşitsizlige ve adaletsizlige hayır dedigi icin millitarist vatandaşlar tarafında hunharca öldürülmesini haklı gördüğünü.
Bir sistem düşünün sırf demokrat insan davasında haklı oldugu için, onun üzerine millitaristleri salarak ve millitaristlerin açtıgı ates sonucu yaralanmasi yetmiyor, onu hastahaneye kaldiracagina direk hapse atması, ates edenleride sorgusuz sualsiz yani evine salması.
Bir sistem düşünün hem mazlumu ezer hor görür düşman görür hemde onlardan hizmet almak icin koleligi dayatigini.
Bir sistem düşünün hem kürdu katlet soyunu kurutmaya calis hemde kürdleri kandırarak hizmetine sokan.
İste bu noktadan sonra her demokrat genc gibi HAYIR diyorum fasisme, sana kul köle olmuyacagim sana itaat etmiyecegim.
Senin askerin olmıyacagım, senin silahını alıp çocuk, kadin, yasli demeden öldürmeyecegim. .
Kisacası senin silahını alıp mazlum kürd halkimi katletmiyecegim.
Bu temelde çağrımdır kürd ve Türk gençleri askere gitmesinler,
Bu vesile ile vicdani red hakimi herkese deklare ediyorum
selam ve saygilarimla
Zeki Alakuş (10.01.1984) 18.12.2009

Bu yazıyla ilgili sizinde söyleyecek bir sözünüz varsa tıklayın! |

Okumak istediğiniz dökümanın başındaki ataça tıklayın
|
Ben de vicdani reddimi açıklamak istiyorum -Zeki, SK.'dan Haber
|
Vicdani red hakkımı kulanıyorum-Z.Alakuş, SK.'dan Haber
|
Hiçbir devlette askerlik yapmayacağım!..-E.Özkapı, SK.'dan Haber
|
red ediyorum...!-İ.Çakabay, Sizden Gelenler
|
''Bedelli''ye de ''zorunluya'' da hayır!(D-Asker-bedelli), SK.'dan Haber
|
Vicdani Ret açıklamaları-Almanya, Vicdani Ret
|
'Zorunlu Askerlik Hizmetini Reddediyorum', SK.'dan Haber
|
Özgürlük dışında hiç bir bayrağı tanımıyorum...-Hakan Öz, SK.'dan Haber
|
Vicdani retçi Türkiye’yi 40 gün 40 gece protesto edecek, Basın Arşivi
|
Size askerlik yapmayacağını anlatmak isteyen bir kaçak, SK.'dan Haber
|
Asker olmak, savaşların bir parçası olmak istemiyorum, SK.'dan Haber
|
Vicdani redci Aydın kayıp, Basın Arşivi
|
Yolcular İstanbul’da, NTV, Basın Arşivi
|
İşte hava korsanı vicdani retçi, Milliyet, Basın Arşivi
|
Vicdani ret şiddete araç yapılamaz!, Sizden Gelenler
|
Sevgiye davet militarizme red, SK.'dan Haber
|
Adem Mendes'ten askerlik şubesine mektup, SK.'dan Haber
|
Ekinci: Sadece 'vicdani red' hakkımı kullanmak istiyorum, Gündem Yazıları
|
Ekinci, savaş karşıtlarından destek bekliyor!, SK.'dan Haber
|
Ne TSK, ne de kürt gerillası, ne ABD askeri!, SK.'dan Haber
|
Vicdani reddimi açıklıyorum, SK.'dan Haber
|
Zorunlu Askerlik Kanununu Reddediyorum!..., SK.'dan Haber
|
Metin Aydın: 'Vicdani red hakkımı kullandığımı herkese bildiririm', SK.'dan Haber
|
'Vicdani Reddimi Açıklıyorum', Sizden Gelenler
|
'Gözdağı vermek istiyorlar'-O.Özgül, Sizden Gelenler
|
1- Vicdani Retçiliğin Tarihsel Gelişim Süreci, Vicdani Ret
|
Vicdani Ret Dosyası, Izmirli Savas Karsitlari, Vicdani Ret
|
|