Rakibi Rapt Eyle, Yaylalar Yaylalar...-G.Tekin
30-01-2007
Gayal Tekin
Ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar.. Yüküm şimşir kaşıktır, dilo dilo yaylalar Komşu kızını zapteyle yaylalar yaylalar Bizim oğlan aşıktır, dilo dilo yaylalar.. Ayin önünde yıldız, yaylalar yaylalar Nerden gelirsen baldız, dilo dilo yaylalar Sen get de ablan gelsin, yaylalar yaylalar Duramiram yalnız, diloy diloy yaylalar
Futbol, günümüzde, milyonları peşinden sokaklara, statlara döken, toplumsal etkisi büyük olan bir spor dalı. Toplumun en birinci gündemi. Transferler, futbolcuların yaşamı, maçlardaki pozisyonlar, hatalar hep konuşuluyor. Bir de “futbolda şiddet” teması adı altında çeşitli tartışmalar gelişiyor. Bu şiddetin nasıl bir bütünlük içinde üretildiğini, militarizm, cinsiyetçilik gibi iktidar sistemleriyle nasıl eklemlendiği hiç ele alınmayan bu tartışmalar, “şiddet kötüdür, dostluk, sevgi, kardeşlik…” gibi hamaset edebiyatıyla sürdürülüyor. Çoğunluğumuz militarizm denilince, hep askeriyeyi, yeşil üniformalarıyla “vatanı, milleti” korumakla görevli “mehmetçiği” düşünürüz. İki değişik formayla yeşil sahalara çıkan iki futbol takımının militarizmle ilişkisini kurmayız. Çim sahalarda militarizmin var olduğunu ve cinsiyetçiliği ne kadar besleyip toplumun içerisinde kendini güçlendirdiğini aklımızdan geçmez. Eğer anti-militarist, feminist değilsek, meşin yuvarlağın militarizme ve cinsiyetçiliğe ne kadar kan akıttığını fark bile edemeyiz. Futbol yaşantım boyunca, yukarıdaki türküyü/marşı, her antrenmanın başında, koşmaya başlar başlamaz, kadın futbolcu arkadaşlarımla beraber söyledim. Askere giden ağabeyimin de aynı türküyü, “asker ocağında” spor yaparlarken söylediğini öğrendiğimde korkunç bir boşluğa düştüm. Bunun nedenini ise, feminizmi okumaya başlayınca anladım. Bu antrenman biçimleri, bizleri hem kendimize, hem kadın kimliğimize yabancılaştırıyordu. Zaten hocalarımız da, sporcu disiplinini kışladaki disiplinle aynı tutuyorlardı. Asker gibi yetiştiriliyorduk, erkekleştiriliyorduk fakat tüm bunların hiç farkında değildik. “İyi bir asker, iyi bir sporcu” aynı disiplinden geçiyordu. Resmi karşılaşmalarda, iki rakibin yan yana, önde üç hakem şeklindeki sahaya giriş, zaten bir grup askerin yürüyüşünü andırıyor. Ayrıca seyirciyi selamlama sahnesi var ki ardını şu cümleler takip eder…”Atatürk ve Türk milleti adına saol,saol,saol”.. Hani komutan gelir askerlere der ya, “Nasılsın asker” “Saoool..” Artık alışılmıştır ve her şey doğaldır. Futbol kalabalık oynanan bir spor dalı ancak bu kalabalıkla yapılan antrenmanların bütünüyle militer eğitimi çağrıştırır. Futbolda rakipler uygun üniformalarla donatılarak, örgütlü talimler ve sportif etkinlikler aracılığıyla disiplin aşılanır. Antrenmanlar, resmi maçların perde arkasıdır, oradaki uygulamalar sporcuyu hazır hale getirir. Siz ısınmak için koşmaya başlarsınız ve koşmaya başladığınız anadan itibaren “ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar.......” diye başlar her şey.. İşte o yaylalarla, bir savaşa hazırlanır sporcular. Evet, gerçekten savaştır hazırlanılan. Çim sahalar da cenk alanıdır. Halka açı bir cenk alanı…. Sonra top yekûn bir kuşatılma başlar. Tribünler, kuşatılan insanların da gelip kuşatılmışlıklarını kustukları yerlerdir. Kışla ve çim sahaların benzer birçok yanı var. Örneğin her iki alanda çok az kadın var. Ben askeriyeyi değil ama futbol dünyasını iyi biliyorum. O dünyanın içinde büyük bir kavga verdim. Sonuç iyi olmadı. Ne benim için, ne de diğer kadın arkadaşlarım için. Çim sahalarda top oynayan kadınlar var ancak kadın sporcuların kadın kimliğiyle var olmaları çok zor. Futbolda kadınlar, ne zaman egemen anlayışın dışına çıkmaya kalksalar, “Türk örf ve adetlerini eziyorlar” denilerek dışlanırlar. Kışlada ki kadınlar muhtemelen çim sahalardakinden çok daha azlar. Futbol gibi sosyal tarafı ağır basan bir spor dalıyla ilgilendiğimizden, arada bir, deyim yerindeyse, kendimizi silkeleyebiliyorduk. Futbol, açık bir spor dalıydı ve biz bu açıklıktan besleniyorduk. Tabii hiç silkelenemediğimiz durumlar daha çok oluyordu çünkü fazlasıyla “erkek” bir dünyadaydık. Çoğu zaman kendimizi yalnız ve nefessiz hissediyorduk. Hatırlıyorum da, bir arkadaşım topa antrenörümüzün istediği sertlikte vurmadı diye “kızım topa kız gibi vurmasana” diye azarlanmıştı... Orası erkeklerin alanı idi ancak öyle kabul görüyordun. Erkek cinsi bu sözlerle özendiriliyordu aynı zamanda kutsallaştırılıyordu. Sürekli “erkekler üstün” konusu iyi işleniyordu. Ayağına gelen bir topa gelişi güzel vurdun ve kazara o top hedeflemiş olduğun kalenin az soluna yada sağına giderse vay haline... İşte o zaman kadın olduğunu hatırlarlar ve başlar hırlamalar horlamalar… Sahada top oynayan sadece erkek de olsa, rakip takımın futbolcuları kadın olarak görülür. Tabii her türlü küfür rakibe haktır. Rakip düşmandır, düşman da kadındır.

Bu yazıyla ilgili sizinde söyleyecek bir sözünüz varsa tıklayın! |

Okumak istediğiniz dökümanın başındaki ataça tıklayın
|
Penis İdeolojisi :Militarizm-D.Deniz, Gündem Yazıları
|
1920’lerden bugüne Türkiye’de ilkokul ders kitapları-T.Kancı, Gündem Yazıları
|
''Asker Türk''leri ve onların asker kardeşlerini kim doğuruyor?-A.G.Altınay, Gündem Yazıları
|
Feminizme ve anti militarizme ihtiyacımız var…-P.Selek, Gündem Yazıları
|
Özgürlükçü Güvenlik ya da Güvenlik Özgürlüğü Üzerine-E.B.Paker, Gündem Yazıları
|
İmkânsızdan da imkânsız-Z.Direk, Gündem Yazıları
|
İktidar kardeşliği: Militarizm ve cinsiyetçilik-İ.Ağlagül, Gündem Yazıları
|
Önüm arkam sağım solum milliyetçilik-K.Karakaşlı, Gündem Yazıları
|
Farklılıklarımızı görmeye ihtiyacımız var…-M.Göregenli, Gündem Yazıları
|
Sanat Tarihinde Kahraman Erkek Estetiği-G.Çakmak, Gündem Yazıları
|
Ordunun ‘vatansever’ kadınları-S.Demirer, Gündem Yazıları
|
Amargi okur buluşması: Dosya konusu - Militarizm, Sizden Gelenler
|
Amargi militarizmi irdeliyor, Basın Arşivi
|
Militarizme ''feminizmin gözlüğünden'' bakmak..., Sizden Gelenler
|
Savaşa, militarizme ve cinsiyetçi sömürüye karşı okumalar, Radikal, Gündem Yazıları
|
Birikim'de bu ay: Anti-Militarizm ve Vicdani Red, Sizden Gelenler
|
Militarizm-A.G.Altınay, Gündem Yazıları
|
Futbolun Nazi geçmisi(D-Futbol), Basın Arşivi
|
|