ANA SAYFA

ANA SAYFA


ANA SAYFA


Bu bölümde, "gündemimiz"ede yer alan, sizden gelen ya da medyada yayınlanmış olan yorum yazılarını takip edebilirsiniz.

Aşağıda bu bölümdeki dökümanların ilk 80'i görüntülenmektedir. Arşivdeki dökümanlar için lütfen arama yapınız
Toplam döküman : 8415

Sonraki20>


Paris katliamı AKP-Cemaat ortaklığında y. 17-01-2014
Cemaatle savaş yeni başlıyor gibi -R. ÇA. 15-01-2014
Amaç nükleer bomba yapabilmek -Ş. ALPAY 14-01-2014
Cemaat için zor günler başladı -R. ÇAKIR 10-01-2014
Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz, Say. 10-01-2014
Erdoğan: Bölgesel veya küresel güç olma. 09-01-2014
Suriye'de savaş içinde savaş -F. TAŞTEKİ. 09-01-2014
Askerî darbeye dikkat! -H. ALBAYRAK 08-01-2014
Ordunun inisiyatifi güçlendi -G. ASLAN 08-01-2014
Dördüncü dalga daha şiddetli olacak -A.. 07-01-2014
İklim açısından 2013 değerlendirmesi -L.. 07-01-2014
İsrail’in Kadın Vicdani Retçileri -H. Sİ. 07-01-2014
Gülen’in mektubu sulh getirmedi -R. ÇAKI. 06-01-2014
Erdoğan'lı Türkiye 2014'ü kaybeder -C. Ç. 03-01-2014
Sisi bir kült haline geliyor -F. TAŞTEKİ. 30-12-2013
Gülen-Erdoğan savaşı şiddetlenecek -R. Ç. 26-12-2013
'Peygamber ocağı' nın şüpheli ölümleri -. 25-12-2013
'Astsubayların sorunu'nda TSK gerçekliği. 23-12-2013
avuç içinizi taratmayın! -m. sütlaş 19-12-2013
Hükümetin misillemesi şiddetli olacak -R. 19-12-2013

Sonraki20>
Ateşin Düştüğü Yer-Şehit Anneleri
16-02-2006 Zaman  Benim de söyleyecek sözüm var!  İlgili diğer dökümanlar

[MÜŞFİKA AVCI - ŞEHİT ANNESİ] Nasıl oldu da böyle karşı karşıya geldik?-
Müşfika ana 60 yaşında. 5 çocuk doğurdu. Lezgin, üç kızdan sonra gelen ilk oğlan olduğu için ona Keko derdi.

Herkesten çok sevildiğini, ailede apayrı bir yeri olduğunu ifade ediyordu bu söz. Keko’nun Doğubeyazıt’ta şehit olduğu haberi gece yarısı geldi, aylardan Ramazan’dı. Yağmur yağıyordu. 14 yıl geçse de bazı şeyler unutulmadı. 9 ay sonra oğlunun acısına dayanamayan kocasını kaybetti. Gece bekçisi olan şehit babası kusarak vefat etmişti. Taziyelerine gelen insanlara verecek bir bardak çayları dahi yoktu. Çok zor günler yaşadı.

Müşfika ana batıdaki şehit ailelerinin doğudakilere göre daha iyi organize olduğuna inanıyor. Bir şehit anası olarak bayramdan bayrama değil, oğlunun bayrağa sarılı olarak geldiği ilk günkü gibi sürekli hatırlanmak, bir ihtiyacı olup olmadığının sorulmasını istiyor. “Batıda şehit çocuklarına okul yardımı yapılıyor. Dershaneye, özel okullara gönderiliyor. Bize de hiç olmazsa böyle bir yardım olsa. Mesela bizde âdettir, Ramazan’da Kur’an-ı Kerim’i hatim indiriyoruz oğlumuz için. Bu sırada bir sürü masrafımız oluyor. En azından bir kısmı karşılanabilseydi.” diyor. Şehit oğlundan üç ayda bir, 1 milyar 400 milyon lira civarında bir maaş bağlanmış. Fakat bu para oğlunun eşi yeniden evlendikten (yedi yıl) sonra kendisine aktarılmış. Şimdi ilişkilerinin kesildiği gelinine verilen konut kredisinin kendisine de verilmesini istiyor. Eski gelini için “Bize karşı bir saygısızlığı olmamıştır. Neticede gençti. Hakkı vardı yeniden evlenmeye.” diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor:

“Benim ciğerim paralandı kurban. Tamam, onun eşi de üzülmüştür; ama asla bir anne ciğeri gibi yanmamıştır. Dokuz ay karnında taşıyan, cefasını çeken benim; fakat devlet bütün imkânları karısına vermiştir. Bak mecburen belediyede çalışan diğer oğlumun evinde kalıyorum ana kurban. Onun çoluk çocuğu küçüktür, hiç huzuru yoktur. Ben ayrılmak istiyorum, ama imkânım yoktur. Kim bilir benim durumumda olan ne çok şehit anası vardır kurban. Devletimiz bize de el ataydı kurban. Haksızsam haksız de ana kurban.”

Şehit analarının çektiği maddî sıkıntıya yetkililerin dikkatini çekmekten başka ne yapabilirim? Müşfika anadan da diğerlerine yönelttiğim soruların cevabını almalıyım. Evlatları PKK mensubu olarak ölen ve onlardan şehit diye söz eden diğer analarla ilgili ne düşünüyor?

“Kimin şehit olduğunu Allah bilir ana kurban. Benim oğlum şehit olunca muazzam bir tören yapıldı. Biz oğlumuzu bayrağa sarıp öyle toprağa verdik. Biz nasıl merasim yapıyorsak, onların çocukları da öldüğünde merasim yapıyorlar. Ben onlara yapmayın diyemem. O anaların yüreği daha çok ağlıyor. Çünkü oğullarının cenazesini göremiyorlar bile. Ben her cuma oğlumun kabri başında Fatiha okuyorum. Ama onların mezarı yok, toprağı da görmüyorlar, Allah kimseye göstermesin ana kurban. Allah onlara da sabır versin. İster dağda ölsün, ister askerde şehit olsun evladımız, acımız aynıdır. Bir oğlu askerde bir oğlu dağda analar var, birbirlerini vuruyorlar. Allah buna sebep olanların belasını versin. Fakir çocukları kandırıyorlar, dağa gönderiyorlar. Halbuki biz hep malımıza, vatanımıza, namusumuza kasteden düşmana karşı omuz omuza savaşmışız. Nasıl oldu da biz böyle karşı karşıya geldik bilmiyorum kurban.”

Müşfika anaya “Peki o anneler sizi ziyarete gelse kabul eder miydiniz?” diye soruyorum. “Başım gözüm üstüne. Yeter ki bizi daha da dağlayacak bir laf etmesinler.” diye cevap veriyor.

**

[HEPRİZE IŞIKÇI - ŞEHİT ANNESİ] Şehidimi rüyamda evlenmiş gördüm
Heprize ana oğlunu toprağa vereli dört yıl oldu. Şehit Mahmut yaşasaydı temmuzun 10’unda 24 yaşında olacaktı. Şimdi 5 kızı, iki oğlu var. Şehidinden sonra bir oğlu daha oldu. Onu Mahmut’un yerine doğurdu. Adını Süleyman koydu. Aynı Mahmut’a benziyordu. Göz aynı, burun aynı, saç aynıydı...

Mahmut kaza kurşunuyla ölmüştü. Uyurken silahıyla oynayan kendi arkadaşı yanlışlıkla vurmuştu. Batman’ın Derence köyünde olmuştu bu olay. Heprize ana ve beyi bu hikâyeye hiçbir zaman inanmadı. Mahkeme oldu. Oğullarını vuran asker arkadaşına bir ceza vermediler. O da hastanede yattı. Psikolojisi bozulmuştu.

Heprize ana, evlat acısını nasıl yaşadığını şöyle anlattı: “Oğlum askerden önce kaynakçılık yapıyordu. Bir sevgilisi vardı, komşuyduk. Dama çıktığımız zaman birbirimizi görüyorduk. Her şeylerini hazırlatmıştım. Tezkereden sonra evleneceklerdi. Şehit olduktan sonra o kızı görmeye dayanamam diye evi sattım. Yedi çocuk anasıyım. Ben her zaman kendimi bir kız gibi görürdüm. Ama ben artık yüz yaşında bir kadınım, kırk iki yaşında değilim. Hiçbir şeyden zevk alamaz hale geldim. Yemeklerden bile tat alamıyorum. Mahmut’umun doğduğu günden öldüğü güne kadar her ânını hatırlıyorum. Sağken hiç aklıma gelmiyordu o görüntüler. Şimdi akın akın geliyorlar. Hep ondan bahsediyorum ki içim biraz sönsün. Beyim dayanamıyor ondan konuşulmasına. Diğer oğlum Kadri dinliyor beni. Diyor haydi ana ondan bahsedelim. Diyor şimdi benim ağabeyim olsaydı neler yapardık. Diyor şimdi burada olsaydı benim derslerime yardımcı olacaktı. Şöyle yapacaktık, böyle yapacaktık. Hayatımız daha güzel olurdu. Birlikte ağlaşıyoruz.”

Heprize ana rüyasında şehidini görüyor bazen. Mahmut evlenmiş, karısını ve çocuklarını ona el öptürmeye getiriyor. Onlara sarılıp öpüyor. Oğlu “Benim için ağlama ana. Yerim hoş, yerimi dar etme bana.” diyor. Ölmeden dört gün önce askerde onu ziyaret ettiği gün hiç aklından çıkmıyor. Tıpkı rüyadaki gibi sarılıp öpüşmüşler, birlikte yemek yemişlerdi. Ayrılırken oğlunun gözlerinden yaşlar inmişti. Geri dönüp boynuna sarılmıştı Heprize ana.

Sonrasını kendisinden dinleyelim: “Askerde çok güzel olmuştu. Şaka yaptım, ben sana çok güzel bakıyordum. Sen niye evde şişmanlamıyordun, bak burada ne güzel olmuşsun dedim. Benim nazarım mı değdi acaba? Oğlumu toprağa vermeden önce son kez gördüm. Gözü açıktı, gülüyordu. Çok güzel kokuyordu. Hâlâ o koku benim burnumdadır. Her perşembe günü, yağmur da olsa kar da olsa oğlumun mezarına gidiyorum. Gitmezsem hasta oluyorum. Mesela dağdakiler de çok vefat etmiştir. Analarını babalarını bazen mezarlıkta görüyorum. Herkes kendi mezarının üstüne kapanıp ağlıyor. Onlar da beni görüyor ama konuşmuyoruz. Çünkü o acılıdır, ben acılıyım. O söylüyor, ben ağlıyorum. Ben söylüyorum, o ağlıyor. Artık daha yürek kaldırmıyor.”

Görüldüğü gibi bütün analar üç aşağı beş yukarı benzer şeyleri düşünüyorlar. Birbirlerinin acılarını küçümsemiyorlar. Analar kucaklaşmaya hazır, öyleyse oğulların düşmanlığını gidermek boynumuzun borcu. Sadece kendi çocuklarımızın değil komşumuzun çocuklarının mezarına da kapanıp ağlayabilseydik keşke...

**

[NEZAHAT TEKE] Anaların gözyaşı dinsin artık

Nezahat Teke’yi “Apo’ya özgürlük” verilmesi için düzenledikleri açlık grevi eyleminde tanıdım. Ben evladını yitirmiş anaların acısına odaklanmak istiyordum ama orada toplanan insanların durumu rahatsız ediciydi.

Kullandıkları “Anaların adı başka olabilir, ama gözyaşının rengi yok. Kürt’ü, Türk’ü yok gözyaşının.” gibi doğru bir sözü bile Türklerden çok Kürtleri perişan ettiğine inandığım terörist Apo’nun gölgesi tuzla buz ediyordu. Nezahat Hanım’a “Apo’ya böylesine kayıtsız ve şartsız bağlıyken size sempati duyulmasını nasıl beklersiniz?” dedim. Bana dedi ki:

“Benim kızım onun için kendini yakmış, ben nasıl Apo’yu bırakırım? Ben bir anneyim. Kızımın anısına ihanet edemem. Kızım Özgür Halk Dergisi’nin temsilcisiydi. Bir sürü takdir, teşekkürleri vardı. Polisler evi bastığında hepsini alıp götürdüler. Hem üzerindeki zulüm, baskın gözaltı, hem de Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecride dayanamadığını söyledi. Evimizde gözümün önünde bedenini ateşe verdi. Ben öyle olmasını ister miydim? Benim de hayallerim vardı kızım için. 2000 yılıydı. Kırk gün kaldı hastanede, kurtarılamadı. Kızım gitti ben onun acısını yüreğime gömdüm. Apo’dan vazgeçmek kızımdan vazgeçmek olur şimdi.”

“Ortada Apo lafı varken şehit anneleri sizinle görüşmek istemez, ben de olsam görüşmem.” dedim. Bana dedi ki:

“Eğer ilk başlarda Kürtlüğümüz, dilimiz, kültürümüz kabul edilseydi, üçüncü sınıf muamelesi görmeseydik, kimse dağa çıkmazdı. PKK tarafından kaçırılan Hakan Açıl adlı polis serbest bırakıldığında ben oturdum televizyonun önünde ağladım sevinçten. O benim evladım da olabilirdi. Kızımı toprağa gömerken kına sürdüm eline. Hayalim gelin etmekti onu. Maalesef nasip olmadı. Ben demiyorum ki bir çocuğumu kaybetmişim, bir Türk annesi de kaybetsin. Allah korusun. Evlat acısı gören hiçbir anne böyle düşünmez. Bizim İstanbul’daki Barış Analarımız şehit ailelerini ziyarete gittiklerinde kovuldular kapıdan. Küfür edildi onlara, çocuğunuz dağda benim çocuğumu öldürmüş diye. Peki, bizim çocuklarımızı öldüren kim? Demek ki bizi birbirimize düşüren bir güç var. Askere giden Kürt çocukları, Şırnak’a, Dersim’e, Tunceli’ye, Kulp’a veriliyor. Biz burada askerlerin taziyelerine gidiyoruz. Onlar da bizim gibi hem kırsalda çocuğunu kaybetmiştir, hem de askerde. Keşke Anadolu tarafından, başka bölgelerden o analarla birleşseydik. Allah’tan bir tek bunu istiyoruz. Barıştan yana kim olursa olsun başımızı eğeriz önünde. Biz Kürtler her zaman hor görüldük. Bizi bu noktaya getiren çektiğimiz acıdır. Yaşamayan bilemez. Tek o asker anaları bizi kabul etsin, isterlerse tokatlasınlar bizi. Bu tarafıma vurursa öbür yanağımı uzatırım ellerine. Analar ne zamana kadar ağlayacak? Her şeyi kapatalım, temiz bir sayfa açılsın artık. Savaşı durduralım birlikte. Eğer savaş durursa kim cezalı, kim cezasız yargı karar verir. Benim evimin üst katında polis oturuyor. Adam evde olmasa, eşi tek olursa, bir çocuğuna bir şey olursa Allah korusun ben ondan önce omzuma atıp hastanelere yetiştiririm. Ben demem ki bu polistir, bu subaydır, fikirlerimiz ayrıdır. Asla bir anne öyle demez. Kürt anası hele hele hiç demez.”


16.02.2006





Bu yazıyla ilgili sizinde söyleyecek bir sözünüz varsa tıklayın!


Okumak istediğiniz dökümanın başındaki ataça tıklayın
Annelerin çarşamba eylemi sürüyorBasın Arşivi
Nevşehir'de 110 bayraklı Şehitler ParkıBasın Arşivi
Annelerin feryadını duyunBasın Arşivi
Ölen askerin ailesi: 'Oğlumuzu asker öldürdü'Basın Arşivi
Terör 'er Ali'yi bir kümese hapsetti, Yeni Safak, Basın Arşivi
Annelerin barış çağrısına Muş'tan ölüm haberiBasın Arşivi
Askeri araca saldırı: 1 asker şehit, NTV, Basın Arşivi
'Ebu Garib' değil Askeri Cezaevi, Radikal, Basın Arşivi
Yarbay ve 28 askere işkence suçlaması, Milliyet, Basın Arşivi
Şüpheli asker ölümü AİHM'eBasın Arşivi
Şehit ailelerine faizsiz konut kredisi, Milliyet, Basın Arşivi
Oğlunu şehit veren acılı baba intihar etti, Zaman, Basın Arşivi
16 gerillanın cenazesi ailelerine teslim edilmiyorBasın Arşivi
Asker babasının feryadı: Yeter artık!, Özgür Radyo, Basın Arşivi
İki taşın arasında bir anne, Akşam, Basın Arşivi
Sözü olan anneler dinlenmedi!, Özgür Politika, Basın Arşivi
Teröristin ailesinden ‘şehit tazminatı’ istendi, Hürriyet, Basın Arşivi
Asker annesi: Bu kan dursun!, Özgür Politika, Basın Arşivi


|  Bağdat Günlüğü | Basın Arşivi | Döküman Arşivi | Görsel-İşitsel Arşiv |
| Gündem Yazıları | KaraGeyik | Muhalif Siteler Zinciri |
| Nisyan Dergisi | Sizden Gelenler | SK.'dan Haber |
| Vicdani Ret | Yurdum İnsanı |

| E-MAİL |

En iyi 800x600 ve üstü çözünürlüklerde görüntülenir.
Siteyle ilgili teknik sorunlar için
webmaster@savaskarsitlari.org
Mart 2000, www.savaskarsitlari.org

HIZLI ARAMA


Aramak istediğiniz kelimelerin arasında boşluk bırakın.

YENİ EKLENENLER

savaskarsitlari org'a en son eklenenleri görmek için buraya tıklayın

SİTE KAYDI

Kayıtlı kullanıcı iseniz kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Adınız

Şifreniz

 

Kayıtlı kullanıcı olmak
için tıklayın!

HIZLI NAVIGASYON


Gitmek istediginiz bölümü seçip GIT'e tiklayin

boxbottom002.gif (158 bytes)