Asker millet -T. Alkan
09-02-2010 Radikal
TÜRKER ALKAN İlber Ortaylı çok iyi yetişmiş bir bilim adamıdır. İyi bir hocadır ve yazardır. Fakat geçen gün MHP Siyaset Okulu’nda yaptığı konuşmayı yadırgadım. Ortaylı, konuşmasında “Bizde filozof, resim, müzik yok, tek önemli vasfımız ‘asker millet’ olmamızdır” demiş. Bu söyledikleri genel olarak doğru şeyler. Fakat ‘asker millet’ olmanın pek bir övünülecek yanını göremiyorum. Askerlik, disiplinli olmayı, emirlere tartışmasız uymayı, otoriter bir dünya görüşüne sahip olmayı gerektiren bir uğraştır. Demokrasi ile bağdaşmaz. ‘Asker millet’ olmayı ve öylece kalmayı amaçlayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Ve İlber Hoca bu konuşmasından sonra kendisiyle konuşan gazeteciye, “Ordu müdahale edebilir ama kim ister böyle bir müdahaleyi” diyerek demokrasiden yana olduğunu belirtmiştir. Şimdi burada bir çelişki yok mu dersiniz? Aynı anda hem ordu millet olmakla övüneceksiniz, hem de askeri müdahalenin kötü bir şey olduğunu söyleyeceksiniz. Asker millet olmak, sadece askerlerin sivil siyasete müdahalesini meşrulaştıracağı için değil, uluslararası ortamı olumsuz biçimde etkileyeceği için de pek övünülecek bir şey değil doğrusu. Ve asker millet olmak, giriştiğiniz savaşları kazanacağınızın da garantisi değildir. Tam tersine, asker millet olmaya yatkın olan diktatörlükler, demokratik ülkelerle giriştikleri mücadeleleri kaybetme eğilimindedir. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya ve Japonya herhalde İngiltere ve Amerika’dan çok daha ‘asker millet’ti. Mussolini, saat beş çayıyla yumuşamış ve askeri vasıflarını yitirmiş bir İngiltere’nin, disiplinli faşist İtalyan gençleri tarafından kısa zamanda yenileceğini ilan ediyordu. Ortaylı, konuşmasında (yanlış anlamadıysam) asker millet olmanın dışında kayda değer bir niteliğimizin olmadığını ve bu niteliğimizi de kaybetmekte olduğumuzu ve bu durumdan bazı yabancı güçlerin sorumlu olabileceğini söylemiş. Doğrudur, uluslar ve toplumlar zamanla özelliklerini yitirir, yeni özelikler kazanırlar. Türk toplumunun asker millet niteliğini yitirmekte olduğu görüşüne de katılıyorum. Osmanlı zamanında ortalama olarak 15 yılda bir büyük savaş yaşanırdı. Cumhuriyet döneminde ise tek bir büyük savaşa bile katılmadık! İkinci Dünya Savaşı’na girmemek için nasıl çırpındığımızı anımsayın! Ama bu değişimin yabancı güçlerin müdahalesiyle gerçekleştiğini düşünmüyorum. Türkiye’nin kendi iç dinamikleri, bilinçli olarak izlediği barışçı politika ve demokratikleşme eğilimleri, bir arada, asker millet anlayışının gerilemesine neden olmuştur. Fakat, bu durum, ardından ağlanacak bir gelişme değil. Asker millet imajının gerilemesine üzülmek yerine; filozofların, sanatçıların, bilginlerin ağır bastığı bir toplum yaratamaz mıyız? ‘Hayır, bizde o yetenek yok’ demeyin lütfen. Denemeye değer!
|